Turkishtime – İş Kültürü ve Ekonomi

AR-GE 250
Finans

S&P: 2026’da Türk Bankacılığında Marjlar Toparlanabilir, Riskler Gündemde Kalıyor

21.01.2026 - 15:33

S&P Global Ratings, Türk bankacılık sektörüne ilişkin 2026 öngörülerini paylaştığı son değerlendirmesinde, net faiz marjlarında toparlanma sinyallerine dikkat çekerken, makroekonomik risklerin sektör üzerindeki etkisinin süreceğini vurguladı. Kuruluş, bankaların kârlılık tarafında kademeli bir iyileşme beklese de bu sürecin kırılgan bir zeminde ilerleyeceğine işaret etti.

Rapora göre, uygulanan sıkı para politikalarının etkisinin zamanla azalması ve fonlama koşullarındaki normalleşme, bankaların net faiz marjlarını destekleyebilir. Ancak yüksek enflasyon, kredi riskindeki artış ve ekonomik aktivitedeki yavaşlama, aktif kalitesi üzerinde baskı oluşturmaya devam edecek temel unsurlar arasında yer alıyor.

S&P değerlendirmesinde, bankacılık sektörünün güçlü sermaye tamponlarını koruduğu belirtilirken, önceki dönemlerde uygulanan düzenleyici desteklerin büyük ölçüde sona erdiği bir döneme girildiğine dikkat çekildi. Bu durumun, bankaların bilanço yönetiminde daha temkinli bir yaklaşımı zorunlu kılacağı ifade edildi.

Para politikasına ilişkin beklentiler de raporda önemli bir yer tutuyor. S&P, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın önümüzdeki dönemde faiz indirimi sürecini kademeli olarak sürdürebileceğini öngörürken, bu adımların bankacılık sektörü açısından marjları destekleyici bir unsur olabileceğini belirtti. Bununla birlikte enflasyonun görece yüksek seviyelerde kalmasının, finansman maliyetleri üzerindeki baskıyı tamamen ortadan kaldırmayacağına dikkat çekildi.

Raporda ayrıca, dış finansman koşulları ve yatırımcı güveninin sektörün performansı açısından belirleyici olmaya devam edeceği vurgulandı. Dış borç çevirme kabiliyetindeki iyileşme ve mevduat yapısındaki dengelenme olumlu faktörler olarak öne çıkarken, küresel jeopolitik gelişmeler ve iç ekonomik belirsizliklerin risk unsuru olmaya devam ettiği ifade edildi.

S&P’nin 2026 projeksiyonu, Türk bankacılık sektörünün kârlılık tarafında sınırlı bir toparlanma potansiyeline sahip olduğunu ortaya koyarken, bu iyileşmenin kalıcı olabilmesi için makroekonomik istikrarın güçlendirilmesi gerektiğine işaret ediyor. Kuruluş, önümüzdeki dönemde bankaların hem risk yönetimi hem de sermaye disiplinine daha fazla odaklanmak zorunda kalacağını vurguluyor.