Turkishtime AR-GE 250


Yelena Novomlinskaya'dan Turkishtime için Rus ekonomisinin son analizi: Krizin 'dibini' geçtik

Turkishtime Dergi

Rus ekonomisi, krizin dibini geçti. Peki ya bugün ülkenin ekonomi durumu nasıl ve Türk-Rus ilişkilerine nasıl bir etkisi olacak?     

 Global Connection gazetecisi Yelena Novomlinskaya, Turkishtime için yazdı...

 

Rus ekonomisi 2014-2015 döneminde ciddi bir ekonomik kriz içindeydi. Bu krizin ana nedenleri olarak üç etkenden bahsetmemiz gerekiyor. Birincisi, dünyada petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki sert düşüş. 2011-2013’te petrol fiyatı 100 doları aşıyordu, 2014 yılında ise değerinin yarısını kaybetti. 2016 başında petrol fiyatı, 33 dolara indi. Rusya’nın devlet bütçesinin yarısı, enerji ürünleri satışından elde ettiği gelirlerden oluşuyor. Dolayısıyla bu fiyat düşüşünün bütçeyi ne kadar ciddi bir şekilde etkilediği ortada. İkinci etken –Kırım'daki duruma bağlı olarak– ABD ve Avrupa tarafından uygulanan yaptırımlar. Batı bankaları, Rus ekonomisinin finansmanını durdurdu ve birçok piyasaya girmesine engel oldu.

Üçüncü etken ise ruble'nin sert düşüşü. Eylül 2014’te değer kaybetmeye başlayan ruble, dört ay içinde neredeyse iki kat zayıfladı; 34 ruble değerinde olan dolar artık 65 rubleye çıktı. Döviz spekülasyonlarını önlemek için Rusya merkez bankası, faiz oranını yüzde 17’ye kadar yükseltti. Bundan dolayı tüm kredilerin faizi yaklaşık yüzde 20 arttı. Döviz dengesizliği, ekonomiyi sarstı ve yeni gelişmelere neden oldu. Bunlardan biri, ithal ürün fiyatlarının artışıydı. Bu sarsıntılardan dolayı Rusya’nın GSYİH’si 2015’te yüzde 3 düştü.

Peki ya bugün Rus ekonomisi ne durumda? Şokları atlattı ve bu yeni duruma alıştı diyebiliriz. Yılın ilk yarısında gayri safi yurtiçi hasılanın düşüşü sadece yüzde 1 civarındaydı. Rus şirketleri, krize adapte olup yeni çalışma stratejileri yarattı. Ayrıca, petrol fiyatlarındaki artış da (2016’da 33 dolardan 51 dolara çıktı) ekonomiyi daha istikrarlı bir duruma getirmek konusunda yardımcı oldu.

 

Rusya'nın ihracatında ciddi artış

Yeni gelişmelerden bahsederken, Rusya'nın ihracatının ciddi bir şekilde arttığını unutmamamız gerekir. Burada hammadde değil, hazır ürünlerden söz ediyoruz. Rusya’da üretim yapan ve tüm dünyada satış noktaları olan büyük uluslararası şirketler, bu konuda özellikle başarılı. Sberbank’ın baş analisti Mihail Matovnikov, “P&G, Rusya’daki fabrikalarda üretilen malların yüzde 30’unu yurtdışına satıyor. Kirov’da bulunan Candy fabrikası, ürünlerini Avrupa, Avustralya ve Japonya’ya ihraç etmeye başladı. Siemens, Rusya’dan ihraç edilen beyaz eşyanın hacmini ikiye katlamayı planlıyor. Rusya’daki Hyundai fabrikası, Mısır ve Lübnan için özel modeller üretmeye başladı. Continental, araba lastiklerini Avrupa ve Asya’ya satmaya başlıyor. Süpermarket zinciri Ashan ise Rus ürünlerini Tacikistan’a ihraç ediyor” diye aktardı.

Rusya’dan ihracat, önemli bir trend olarak gelişti. Bunun nedeni ortada –rublenin değer kaybetmesinin ardından Rusya’da üretilen malların fiyatı ciddi bir şekilde düştü. Maaşlar, elektrik, hammadde – tüm bunlar bugünkü dünya çapındaki fiyatlarla kıyasla Rusya’da çok ucuz. Rusya artık inşaat malzemelerini bile yurtdışına satıyor –ki normalde bu tür malların lojistiği son derece pahalı olduğu için üretildiği yere yakın olan bölgelerde kullanılıyor. Yalıtım malzemeleri ve cam üreten birçok fabrika, ürünlerinin yüzde 30-40’ını yurtdışına gönderiyor.

Şirketler, yeni ekonomik koşullara adapte olmuş olsa da, hane halkı geliri ve tüketici piyasa durumu çok daha kötü. Maaş zamları iki senedir yapılmıyor, enflasyon hız aldı, ruble ise değerini kaybetti. Yüksek Ekonomi Okulu Kalkınma Merkezi verilerine göre, dolar bazlı maaş hacmi ciddi bir düşüş gösterdi ve 2015 sonu itibarıyla ülke genelinde yüzde 34 kadar azaldı. Merkezin öngörülerine göre, 2016 sonuna kadar maaşlar yüzde 13 daha düşecek. 2013’te bir Rus vatandaşının maaşı ortalama olarak bir Çin vatandaşının maaşından daha yüksekti. Bugün ise Rusların aldığı ücret, Çinlilere kıyasla 1,5 kat daha az. 2015’te Rusya genelinde ortalama senelik maaş, yaklaşık 6 bin 700 dolar iken Çin’de bu rakam 9 bin 500 dolara yakındı.

Maliye eski Bakanı ve Strateji Geliştirme Merkezi Başkanı Aleksey Kudrin, “Rusya’da yaşam koşulları ve hane halkı geliri üç senedir kötüye gidiyor. 1998 veya 2008 krizinde bu kadar sert bir düşüş görmedik” diyor. Ekonomi Kalkınma Bakanlığı'nın verilerine göre, hane halkı reel geliri 2016’da yüzde 5,8 kadar azaldı. İşadamı ve bağımsız gözlemci Boris Titov’a göre, mevcut hane halkı gelirleri 2001-2002 seviyesine gerilemiş durumda.

 

AVM'ler ivme kaybetse de toparlanma sürecek

Hane halkı gelirindeki düşüş, perakende sektörünü de ciddi şekilde etkiledi. 2015’te Moskova’daki perakende düşüşü yüzde 17, Rusya genelinde ise yüzde 10’a ulaştı. 2016’da durum o kadar kritik olmasa da düşüş devam ediyor ve yılın ilk altı ayı boyunca sektör yüzde 5'e kadar küçüldü. Ekim 2014’te başlayan ekonomik kriz nedeniyle perakende piyasasındaki satış hacmi bugün artık yüzde 14'e kadar azaldı.

Son iki senede Rusya’daki AVM'lere artık daha az ziyaretçi geliyor, buradaki azalma yüzde 20 oldu. Ancak 2016’da düşüş yavaşladı, hatta Moskova’daki Watcom AVM'lerinin ziyaretçi sayısı yüzde 3 artış gösterdi. Sankt-Petersburg AVM'lerini ziyaret eden kişi sayısı ise 2016’nın ilk altı ayı boyunca yüzde 1,6 arttı.

Rus ekonomisine dair öngörülerde bulunan analistlerin çoğuna göre, düşüş evresi son buldu. Rus ekonomisi dibini gördü ve artık hem hane halkı hem de şirketler, yeni koşullara göre hareket etmeyi öğreniyorlar. Ekonomi toparlanmaya başlıyor. Ancak toparlanma sürecinin hızlı olması beklenmiyor. Oxfor Economics analiz merkezinin hesaplamalarına göre, Rus ekonomisi 2017’de yüzde 1,1 kadar büyüme gösterebilir. Önümüzdeki iki sene boyunca ise ekonomi, yüzde 1,7 ilâ 2 kadar büyüme göstermeli.

Şunu da belirtmemiz gerekiyor: Dünya piyasalarında durum istikrarlı olmadığı sürece herhangi bir öngörüde bulunmak zor. Rus hükümeti, dünya petrol fiyatları ve diğer etkenlere bağlı olarak birkaç senaryo hazırladı. Temel senaryo, petrol fiyatlarını 40 dolar olarak kabul ediyor ve bu koşullarda, Rus ekonomisinin ancak 2019’da istikrarlı büyümeye başlayacağını öngörüyor. GSYİH, senelik yüzde 2,2 olarak artacak, perakende sektörü ise yüzde 2,5 artış gösterecek. Olumlu senaryoya göre ise petrol fiyatları, 55 dolara kadar çıkacak ve Rus ekonomisi iki sene içinde yüzde 5 artış gösterecek, ülkeye yatırımlar ise ciddi bir şekilde artacak.

Bu yeni durum, Türk-Rus ilişkilerini nasıl etkiliyor? İki ülkenin ilişkilerinin geleceği, birkaç etkene bağlı. Birincisi, Rusların gelirindeki düşüş. Bu etken, Türk şirketlerinin planlarında büyük bir rol oynayacak. Evet, 145 milyon tüketici ile Rusya hala dev bir piyasa ve Avrupa'ya kıyasla buradaki rekabet çok daha düşük. Fakat bu tüketicilerin geliri son iki senede ciddi şekilde azaldı, özellikle de orta sınıfın kayıpları büyük oldu. Bundan dolayı, ‘lüks’ (krizden pek etkilenmeyen zengin kısım) ve ‘ekonomi’ kısımlarına odaklanmak mantıklı olabilir.

 

“Narenciye Rusya'ya geri dönecek”

İkincisi, Türk şirketlerinin Rusya’daki üretim olanakları. Kriz, Rus piyasasına girmek için büyük bir fırsat, çünkü bugünkü ortalama maaşlar Rusya’da Çin’den daha düşük. Rusya’da üretilen malların düşük fiyatı, üreticilerin yerli piyasada pozisyonlarını somutlaştırıp ihracatı başarılı bir şekilde gerçekleştirmesinde yardımcı olacak. Bugün birçok Türk şirketi, Rus piyasasına girmiş durumda. Bazıları, yeni üretim tesisleri kuruyor, diğerleri ise var olan Rus fabrikalara özel sipariş verip mallarını üretiyor.

Üçüncü etken; Rus hükümetinin ithalat ikamesi politikasını ilan etmesi. Bu süreçte ABD’nin Rusya’ya ve Rusya’nın Türkiye’ye uyguladığı yaptırımlar, Rus üreticiler için olumlu bir etki yarattı, Çünkü rekabet azalınca yerli işletmeler daha rahat koşullarda gelişme fırsatı buldu. Rusya Ekonomi Kalkınma Bakanı Aleksey Ulyukayev, “2016 sonuna kadar Rusya, Türkiye’den gelen meyve ve sebze konusundaki yaptırımlardan vazgeçebilir” diye konuştu. Bu süreçte ilk olarak ithalat ikamesi prensipleri göz önüne alınacak ve yaptırımlar, Rus piyasasında başka üreticiler tarafından sağlanamayan ürün gruplarından kaldırılacak. Ulyukayev, “Türkiye, çeşitli ürünleri ihraç ediyor ve birçoğu piyasamızda yok ya da sınırlı miktarda var. Örneğin, narenciyenin Rus piyasasına dönmesi için bir engel görmüyorum” diye aktardı.