Turkishtime AR-GE 250


İMES Sanayi Sitesi Ortak Akıl Toplantısı

Kurtuluş Öztürk

İMES SANAYİ SİTESİ'Nİ GELECEĞE TAŞIYACAK STRATEJİ

Turkishtime ve Halkbank’ın düzenlediği ortak akıl toplantılarının bir diğeri, İMES Sanayi Sitesi’nde, İMES liderlerinin katılımıyla gerçekleşti. Prof. Dr. Kerem Alkin'in moderatörlüğünde 27 Kasım Salı günü düzenlediğimiz toplantıda İMES'in sorunları, geleceği ve yapılması gerekenler konuşuldu.

1971 yılında kurulan İMES Sanayi Sitesi, nice organize sanayi bölgesine örnek oldu, bünyesinden başka OSB’ler çıkardı.
Bugün artık İstanbul’un merkezinde kalan İMES’te faaliyet gösteren sanayiciler, kendilerine toplu hizmet verecek Ar- Ge ve pazarlama birimlerinin kurulmasını talep ediyor.
Gündemdeki bir başka sorun, trafik…

İMES sadece bulunduğu bölgede değil Türkiye’nin birçok organize sanayi bölgesinin kurulmasında etkili oldu. 1995 yılında dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yeni yer olarak İstanbul dışını işaret etmişti. İMES’li sanayiciler, bunun üzerinde Dilovası’nda yeni bir OSB kurdu. Bugün teknoloji ağırlıklı katma değeri yüksek ürünler üreten sanayiciler bölgede kalıyor, diğerleri ve belirli bir büyüklüğe erişen işletmeler başka bölgelere gidiyorlar. İMES’te en büyük işyeri 2 bin metrekarelerde çalışıyor...

Sonuç raporunu ve "İMES'İN GELECEĞİNE YÖN VEREN 10 PARAMETRE"'yi sayfa sonunda bulabilirsiniz.

İşte toplantıda konuşulanlar:

PROF. DR. KEREM ALKİN: Kıymetli Başkanım, İMES’in değerli temsilcileri, değerli sanayiciler, Halkbank’ın değerli temsilcileri; Turkishtime ile birlikte uzun zamandan beri sektörel boyutta ortak akıl toplantıları gerçekleştirmekteyiz. Halkbank’ımız, başta KOBİ’ler olmak üzere Türkiye’de reel sektörün en önemli destekçisi konumunda bulunması itibarı ile Turkishtime’ın ortak akıl toplantılarına anlamlı bir destek veriyor. Kendilerine teşekkür ediyoruz. Organize sanayi bölgeleri, ortaya koydukları performans itibarıyla, dünyanın pek çok gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomisinde sanayileşmeye kurumsal bir perspektif kazandırma noktasında müthiş heyecan vermektedir. Bunu hem Amerikalılardan hem çevremizdeki birinci ve ikinci kuşak ülkelerden duyuyoruz. Dolayısıyla bizim Türkiye olarak kurumsallaşma boyutunda ciddi mesafe almış olan bir organize sanayi bölgesi başarımız ve gerçeğimiz vardır.

Önümüzdeki dönemde sanayinin organize sanayi bölgeleri üzerinden kurumsallaşması, kümelenmesi çok büyük avantajlar getirir. Organize sanayi bölgelerimiz daha nasıl geliştirilebilir, geleceğe yönelik olarak bünyelerinde ne tür hedefleri gözetiyorlar? Bu konuları, sizlerin görüşleri ile değerlendirmeye çalışacağımız toplantıda bir aradayız. Başkanım ben bu çerçevede sizden bir giriş konuşması istirham edeceğim. Daha sonra Sayın Başaran’a söz vereceğim.


KEMAL AKAR: Turkishtime ve Halkbank’a çok teşekkür ediyorum. İMES, 1970’li yıllarda Perşembe Pazarı’ndaki küçük sanayici abilerimizin, büyüklerimizin kurduğu bir yerdir. 1976 yılında rahmetli Necmettin Erbakan Hoca temel atmış, 1985 yılında rahmetli Turgut Özal tarafından açılışı yapılmıştır. Rahmetli Turgut Özal altyapı için kredi verdi, biz de altyapıyı bitirdik. Açtığı küçük sanayi sitesinden organize sanayi bölgeleri doğdu. İlk olarak Dudullu Organize Sanayi Bölgesi kurulmuş, bizden ayrılanlar o tarafa geçmişlerdi. Daha sonra Tuzla’daki organize sanayi bölgeleri kurulmaya başlandı. Oraya gidenler de İMES’te faaliyet gösteren arkadaşlarımızdı.
1995 yılında dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ziyaret edip yatırım için Tuzla bölgesinde yer aradığımızı belirttiğimizde, İstanbul’un artık dolduğunu, Gebze, Kocaeli tarafında yer bakmamız gerektiğini ifade etmişlerdi. Biz de o zaman Gebze’ye bağlı olan Dilovası’nı bulmuştuk. Orada İMES Organize Sanayi Bölgesini kurduk ve
yönettik.

Kısacası burası sadece bu bölgenin değil Türkiye’nin birçok organize sanayi bölgesinin kurulmasında etkili oldu. İMES Sanayi Sitesinde bin 50 işletmemiz vardır. İMES şehrin merkezinde kaldığı için artık pahalı bir yer haline geldi. Dudullu OSB de bu durumdadır. Teknoloji ağırlıklı katma değeri yüksek ürünler üreten arkadaşlarımız burada kalıyor, diğerleri, büyüyen işletmeler başka bölgelere gidiyorlar. İMES’te en büyük işyerleri 2 bin metrekarelerde çalışır. Birçok arkadaşımız Dilovası’nda büyük fabrikalar yaptılar, oraya gidiyorlar. Bölgemizde 15 bin kişi çalışmaktadır. Toplantımıza katılım sağlayan tüm arkadaşlarımıza, misafirlerimize teşekkür ediyorum.


HAKAN BAŞARAN: Sayın Başkanım, Başkanlarımız, değerli üyelerimiz, değerli hocamız; öncelikle böyle bir toplantıya katıldığınız için sizlere teşekkür ediyorum. Her zaman sanayicilerin ve KOBİ’lerin yanında yer alan bir Banka olarak, 2016’dan beri bu tür toplantılara katılıyoruz. Bugünkü toplantımızla da 30’uncusunu gerçekleştirmiş olduk. İMES, Bankamızın çok değer verdiği bir oluşumdur. Bankamız adını ve varoluş nedenini korumaktadır. Bankamız, 2018 yılının ilk 9 ayında da reel sektöre olan desteğini sürdürdü. KOBİ kredilerinin de dahil olduğu ticari kredilerimiz 217 milyar TL’ye ulaşırken, KOBİ kredileri pazar payımız ise %15,2 oldu. Biz; sizler çalışmadığınız, var olmadığınız sürece var olamayacağımızı biliyoruz.
Reel sektör olmazsa; bölge müdürlüğü de kurmayız, şube de açmayız. Bu karşılıklı bir çalışmadır. Genel müdürlük olarak; bölge müdürümüz, şube müdürümüz ile birlikte sorunlarınızı dinlemek için sizlerle beraberiz. Hayırlı, verimli bir toplantı olmasını diliyorum.


SÜHEYL ERBOZ: Başta şahsınız olmak üzere katılan değerli sanayicileri, banka mensuplarını ve Turkishtime’ı selamlıyorum. Hoş geldiniz sitemize. Müsaade ederseniz kısa bir tarihçe arz etmek isterim. Bilindiği gibi Cumhuriyetin ilk yıllarında Türkiye’de henüz sanayileşme meydana gelmemişti ve birçok iş zanaatkarlar vasıtası ile halloluyordu. Bu zanaatların çoğunluğu da gayrimüslimlerin elindeydi. Zanaatkarlar, özellikle bu alanda iki köprünün arasındaki bölgede, yani Haliç’te ve çevresinde yer alıyordu. Malum bu alanda Bizans’tan kalma bir tersane vardı. Fatih Sultan Mehmet o tersaneyi geliştirmişti. İlk önce orada ahşap gemilerin tamiri ve inşası yapıldı. Fermeneciler, Yelkenciler, Kürekçiler gibi sokak isimleri hala o bölgede durur. Bu nedenle o bölgede meydana gelen bir sanayileşmeden de söz edilebilir.
Cumhuriyetin ilk yıllarında da Anadolu’nun muhtelif vilayetlerinden gelenler, yani bizim babalarımız, büyüklerimiz bu bölgede bulunan gayrimüslimlerin yanına çırak olarak girdiler ve orada o mesleği öğrendiler. Zamanla bu yapı el değiştirdi ve babalarımıza geçti. Onlar biraz önce anlattığım alanda, Haliç’in iki yakasında Fener, Balat, Karaköy gibi semtlerde, han köşelerinde, evlerinin altında çok müsait olmayan şartlarda işlerini sürdürmeyi çabaladılar. Ama ekonomi ve Türkiye’nin gelişmesi ile bunun böyle olmayacağı ortaya çıktı. Özellikle de 1960’dan sonra kurulan Devlet Planlama Teşkilatı, küçük sanayinin kalkınmasına önem verdi. Ve Birleşmiş Milletler kuruluşu olan UNİDO’nun da desteğiyle Türkiye’de yavaş yavaş sanayi siteleri meydana geldi.
Bunun ilk örneği Gaziantep’tedir. Bu kentte kurulan bir sanayi sitesinde ayakkabıcılar bir araya getirildi. Bundan etkilenen büyüklerimiz de 1971 yılında İMES Sanayi Sitesini kurdular. Ve burada bulunan 650 dönümlük araziyi satın aldılar. Bu bölge Sanayi Bakanlığı tarafından 1974 yılında iyi bir şekilde planlanmıştı. Ama o dönemde planlama biraz karışık olduğu için yerel yönetimlerin müdahalesiyle o plan tam olarak uygulanamadı. O günlerden geriye İMES Sanayi Sitesi ve Modoko kalmıştır.

Bilindiği gibi o zaman bu tür bölgelerin hukuki bir dayanağı yoktu, adı da henüz organize bölgesi değildi. Organize sanayi bölgesi yasası 2000 yılında çıkmıştır. Kemal Başkan’ın da arz ettiği gibi 1986 yılında İMES Özal tarafından açıldı ve çalışmaya başladık. Türk insanı müteşebbistir, kısa zamanda işini geliştirir ve yenisini aramaya başlar. 1997 yılında arkadaşlarla beraber yeni bir OSB projesine başladık. Bir süre hukuki sorunlar kamulaştırma ile uğraştık. 2006 yılında ilk fabrikaların inşaatı başladı, 2009 yılında ilk fabrika inşaatı üretime geçti. Nihayet bu bölge de doldu. Artan talep ve bu arada Osman Gazi Köprüsünün yapılması üzerine Yalova’da İMES’in devamı olarak ayrı bir organize sanayi bölgesi kurmaya başladık. Geçen hafta burada İMES Ortak Akıl toplantısı vardı. Bir gazeteci, “Erzincan’da, Adana’da da İMES olacak mı?” diye sordu. Allah ömür verirse oralarda da bir İMES OSB yapacağız. Özetleyecek olursak, bu bizim üçüncü projemiz.

Bu kısa tarihçeden sonra müsaade ederseniz OSB’den bahsetmek istiyorum. İMES’in genel sorunları hakkında haddimi aşmak istemem, zira şu anda Başkan’ın yanında oturuyorum. Kemal Bey bu konuya değinecektir. Ama artık bugünkü ölçek ekonomisinde küçük sanayi sitelerinin yeri yoktur. Çünkü küçük sanayi sitelerindeki metrekare büyüklüklerinde AB, dünya standartlarında imalat, özellikle makine imalatı yapmak çok zordur. Dolayısıyla artık OSB’ler gündemdedir. Malumunuz üzere OSB’ler Bursa’dan başlayarak Türkiye’nin her yerine yayıldı. Şu anda Türkiye’de 311 OSB bulunuyor. Biz de onlardan bir tanesiyiz.

Süheyl Erboz, son zamanlarda OSB kurulacak alanlardaki arsa fiyatlarında çok fazla yükselişler olduğunu belirterek, “Bu da, sanayicinin kıt olan öz sermayesini toprağa bağlaması sonucunu doğurdu” dedi.

İMES’in sorunları konusunda çok fazla bir şey söylemek istemiyorum ama Türk insanı müteşebbis olarak ilk işe başladığı zaman iki önemli meseleyle karşılaştığını belirtmek isterim. Biri, uygun nitelikli eleman, ikincisi de uygun nitelikli arazi parçasıdır. Bunları siz bir Türk müteşebbisine temin ettiğiniz takdirde kısa zamanda işlerini geliştiriyor. Bunun örneği İMES Sanayi Sitesidir. Ben Hasköy’de 56 metrekare yerde çalıştım. Buraya geldikten sonra 400 metrekare yerde kısa zamanda yanımda 50 kişi çalıştırmaya başladım. Çünkü devlet bana uygun bir işyeri takdim etti. Bölgeden kolaylıkla eleman da buldum. Ama son zamanlarda OSB kurulacak alanlarda arsa fiyatlarında çok anormal yükselişler oldu. Tabii bu da, sanayicinin kıt olan öz sermayesini toprağa bağlaması sonucunu doğurdu. Bu sorunun bir şekilde çözülmesi gerekmektedir.

İkinci çözülmesi gereken konu da biraz önce arz ettiğim gibi kaliteli ara elemanlardır. Bu konu maalesef kangren haline geldi. Nasıl çözülecek, bilemiyorum.

PROF. DR. KEREM ALKİN: Hepinizin önünüzdeki notlarda ortak akıl toplantısının gündem maddeleri bulunmaktadır. Gündem maddelerinin ilki, İMES’in sorunları ve çözüm önerileri, ikincisi ise yatırımcı açısından avantajlarıdır. Bölgeye yatırımların artması için neler yapılmalı? Yatırımın önündeki dezavantajlar nasıl kaldırılabilir? İlk iki sorun aslında birbiri ile bağlantılı, dolayısıyla değerli katılımcılar aynı anda görüşlerini ortaya koyabilirler.


İRFAN KÜÇÜKAY: Toplantıyı düzenleyen Turkishtime Dergisi, Halkbank yöneticileri ve İMES Sanayi Sitesi Başkanımız Kemal Akar’a teşekkür ederek başlamak istiyorum. Katılımızınız için de size çok teşekkür ediyorum sayın hocam, böyle bir toplantıya katılıp görüşlerimizi bize ifade etme imkanı verdiğiniz için… Ben Dilovası’ndaki İMES OSB’nin Başkanıyım. Makine mühendisiyim. Siz de giriş konuşmasını yaparken OSB’lerin Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hatta dünyada önemli yerleri olduğunu, Türkiye ekonomisinin lokomotifleri olduğunu belirttiniz. Sanayinin OSB’ler üzerinden gelişmesi ve kurumsallaşması gerektiğini vurguladınız. Gerçekten de biz de aynı düşünceleri paylaşıyoruz. OSB’leri geliştirmemiz, kurumsallaştırmamız gerekmektedir. Bu konularda neler yapabiliriz? Biz bunların üzerine epey kafa yorduk, tümü programda bulunmaktadır. Birkaçına değinmek isterim.

Örneğin Süheyl Bey’in de bahsettiği nitelikli ara eleman konusu önemlidir. Türkiye’de işsizlik var deniliyor ama nitelikli ara eleman arıyorsunuz, bulamıyorsunuz. Öyle ki, bugün bir milyon nitelikli ara eleman olsa işleri hazırdır. Bu, araştırmaya dayalı gerçek rakamdır. Bizim yaptığımız çalışmaya göre bugün en çok aranan eleman CNC operatörüdür. Bir araştırma firmasının öncülüğünde envanter çalışması yaptık. Yüz yüze görüşme metoduyla bütün firmalarla görüşüldü. Bütün firmaların görüşleri ve önerileri alındı, hepsi bir kitap haline getirildi. Ve bu kitapta getirilen önerilen sonuçlar doğrultusunda bir strateji belirledik. Nitelikli ara eleman en büyük sorun olduğu tespitiyle.

Bu konuda bir buçuk yıldır çalışıyoruz. Doğu Marmara Kalkınma Ajansı ile bir buçuk yıl önce nitelikli eleman konusuna nasıl çözüm bulunacağını incelemeye başladık. Bizim fikrimize göre Türkiye’de maalesef eğitim kurumlarımız yetersizdir. Yeni mezun mühendislerimiz işe hazır değildir. İki yıllık meslek okullarından mezun olanlar da aynı durumdadır. Onlara meslek lisesinden mezun olan elemanları da ekleyelim. Yeni yasalaşan Üretim Reform Paketi’nde her OSB’de bir teknik lise bulunacağı belirtildi. Ama bunun nasıl olacağı konusunda açıklama yapmadı. Bugün bazı OSB’ler meslek liseleri kurmaktadır. Biz bunun arzulanan sonucu vermeyeceği düşüncesindeyiz.

Bizim önerimiz farklıdır. Biz, üniversiteler, meslek yüksekokullarından mezun gençleri, “Uygulamalı İleri Mühendislik Mükemmeliyet Merkezi” adını koyduğumuz merkezlerde eğitmeyi planlıyoruz.
Dünyadaki uygulamalar da bu şekildedir. Bu merkezler dünyada “Center of Excellence” olarak geçiyor. İngiltere modelini temel aldık. Şimdi bu merkezi kurmak üzereyiz. Kalkınma Bankası fizibilite raporunu hazırlıyor. Biz, meslek lisesinden, yüksek okuldan mezun gençleri birkaç ayda işe hazır hale getirmeyi planlıyoruz. İki tane meslek lisesiyle protokol imzaladık. Biri STFA Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, diğeri de Çolakoğlu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi. İkisi de Gebze’de bulunmaktadır. Bu okullara Kalkınma Ajansı’ndan destek de çıkarttırdık. Bütçeleri şu anda hazırdır, makinaların siparişini de vermek üzereyiz. Bu tesiste hem eleman yetiştireceğiz hem de ortak Ar-Ge merkezi olarak kullanacağız.

İrfan Küçükay, üniversite ve meslek yüksekokulu mezunlarını “Uygulamalı İleri Mühendislik Mükemmeliyet Merkezi” adını verdikleri merkezlerde eğitmeyi planladıklarını belirtti.

Mükemmeliyet merkezi, OSB’nin içinde bulunacak. Nitelikli ara eleman probleminin çözümü noktasında Türkiye’ye bir model oluşturacağımıza inanıyorum. Müteşebbis Heyet Başkanlarımız bilindiği gibi valilerden oluşmaktadır. Kocaeli Valimiz Hüseyin Bey, bu projeye inandığını, Türkiye’ye model olacağını düşündüğünü ifade etti. Bu şekilde nitelikli ara eleman sorununu çözeceğiz. En azından çözümüne giden yolda bir başlangıç yapacağız, diye düşünüyoruz.

Öte yandan üniversitelerle işbirliğine de giriştik. Kocaeli Üniversitesi ile bir protokol imzaladık, Şubat ayında program başlayacaktır. Bu program kapsamında son sınıf öğrencilerini ara tatilde fabrikalarda çalıştıracağız. Notlarını da fabrika yöneticileri verecektir. Bu projeyi gönüllülük esasına göre sürdüreceğiz. İlgili formları hazırladık, sanayicilerimize dağıtmak üzereyiz. Sanayiciler personel ihtiyaçlarını bu formları doldururken belirtecekler. Bu şekilde öğrencileri fabrikalara kanalize edeceğiz. Gençler daha üniversiteyi bitirmeden işe adapte olacaklar. Benim tahminim, programa katılan öğrencilerin yüzde 90’ının çalıştıkları kurumda devam edecekleri yönündedir.

Bugün meslek lisesi mezunlarının çoğu mesleğine devam etmiyor. Hepsi üniversiteye gitmeye uğraşıyor. Ya da bir AVM’de, restoranda, yani hizmet sektöründe çalışmayı tercih ediyor. Sanayiye gelmiyorlar. Kurmakta olduğumuz Mükemmeliyet Merkezi’nden mezun olduklarında bir CNC operatörü olarak 4-5 bin lira kazanabilecekler.

PROF. DR. KEREM ALKİN: Değerli katılımcılar, bu turu İMES’in güçlü ve zayıf yönleri ile tamamlayalım. Sizlerin kendi cephenizden, diğer OSB’lerle karşılaştırıldığında İMES’in güçlü ve avantajlı olan yönleri nelerdir?

İRFAN KÜÇÜKAY: İMES değil OSB adına konuşmak istiyorum. Biz ihtisaslaşmış, daha çok makine imalatı üzerine çalışan firmalarız. Zaten İMES’in açılımı da İstanbul Madeni Eşya Sanatkarlarıdır. Dilovası’ndaki OSB’miz de makine alanında ihtisas OSB’dir. O yüzden bizim üretimlerimizin çoğunluğu teknolojik, yüksek katma değerli ürünlerdir. Bu sayede ihracatta kilogram fiyatımız 7 dolar düzeyinde. Bunun için biz önemli bir OSB’yiz ve bunu geliştirmek için çalışıyoruz. Savunma sanayisi ile entegre olmayı amaçlıyoruz. 20’nin üzerinde fabrikamız Roketsan ve Aselsan için iş yapıyor.

Biliyorsunuz, savunma sanayi, teknolojinin zirvesidir. Savunma sanayisi ile iş yapabilen bir KOBİ her işi yapabilir. Bu konuda da büyük çalışmalarımız var. Aselsan Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Haluk Görgün Hocamız, Gebze Teknik Üniversitesi Rektörüydü. O dönemden beri beraber çalışıyoruz. 80 firmamızın temsilcileriyle kendisini ziyaret ettik.

Bunun dışında üniversite-sanayi işbirliği yapıyor, eleman yetiştirme merkezimizi kuruyoruz. Sanayicinin en önemli meselelerinden biri de finansmandır. Türkiye’de finansmana erişim zordur. Türkiye’de kaynak eksikliği vardır, vadeli çekler o yüzden hala gündemdedir. Bu olay dünyanın hiçbir yerinde yoktur. Biz, KOSGEB tarafından yüksek katma değerli ürün üreten firmalara özel destek verilmesi gerektiğini vurguluyoruz. Bunu da yavaş yavaş kabul ettirdiğimizi düşünüyorum. İki yeni program çıkardık KOSGEB’den. İMES’in KOSGEB Müdür Yardımcısı da bugün aramızdadır.
Biri tekno yatırım desteği, diğeri stratejik ürün desteği alanındadır. Marka yaratmamız, bunun için uğraşmamız lazım. Bunun için desteklerin kesilmeden aktarılması lazım.
Sayın KOSGEB Müdür Yardımcım, destekler genel olmasın, firmalar tespit edilsin, gerekenlere verilsin.

Bir de ihracatı geliştirmemiz gerekmektedir. Bunun için dijital bir platform kurmak üzereyiz. Dijital platformu kurup firmalarımızı dünyada tanıtabilmeyi hedefliyoruz. Makine sektöründe bir ürün talebi olursa ilk olarak karşılarına bizim de çıkmamızı sağlamamız gerekiyor. Ben şimdilik bu kadarla yetineyim, daha sonra söz verilirse devam ederim.


MEHMET REŞİT GÖĞÜŞ: Katılımcıları saygıyla selamlıyorum, kısaca şirketimden bahsetmek isterim. Pelsan Aydınlatma 1982 yılından beri faaliyettedir. Yaklaşık 300- 400 civarında çalışanımız bulunmaktadır. İhracat konusunda 2001’den beri çok çaba sarf ettik. Önümüzdeki sene ihracata yöneleceğimizi düşünüyoruz. Geçtiğimiz yıllarda 200-400-600 metre gibi küçük alanlarda imalatlar yapıyorduk. 2004 yılında İMES Dilovası OSB’ye üye olduk ve 1 Mart 2017’de de Dilovası’na taşındık. Şu anda orada 33 bin metrekare alana sahip bir fabrikamız bulunmaktadır. Ürünlerimizi orada üretiyoruz. Batı’ya ihraç etmek için de çaba sarf ediyoruz. Büyük bir laboratuvarımız, yaklaşık 10 çalışandan oluşan bir Ar-Ge bölümümüz vardır.

OSB’de faaliyet göstermekle dışarıda faaliyet göstermek arasında büyük fark vardır. Biz fabrikaya taşınmadan önce NATO Yolu üzerinde 5-6 bin metrekarelik bir alanda çalıştık. İMES’in dışında ilk defa bir yer kiralıyorduk. Kiralarken ayrı problemler yaşadık. Elektrik çektirirken belediye ile sorunlar karşımıza çıktı. Telefon hattının kurulması da ayrı bir sorun oldu.
Elektrik ve İSKİ konusunda da sorunlar ortaya çıktı. Boyahanemizin hiçbir atığı olmamasına rağmen orada da çok büyük sorunlar yaşadım. İMES’e 5 Mart 1986’da gelmiştik. Burada bugüne kadar hiçbir sorun yaşamadık. Dilovası’ndaki fabrikayı yaptırırken de orasının Başkanı olan Süheyl Bey çok yardımcı olmuştur.

Fakat o bölgede servis maliyeti yükseldi. Burada bir çalışan için yaklaşık 185 lira servis parası harcarken, orada kişi başı servis giderimiz 750 liraya çıktı. O bölgeye buradaki personelimizi olduğu gibi götürmüştük. Mustafa Kemal, Ümraniye, Dudullu, Sarıgazi, Sultanbeyli’de oturan çalışanlar bizimle geldiler. Yeni bir kadro kurmuş olsaydık belki servis sıkıntısını yaşamıyor olabilirdik. Bizim genel müdürlüğümüz hala Dudullu İMES’tedir. Belki gelecekte genel müdürlüğü fabrikaya taşıyacağız. Avantajlar ve dezavantajları söylemiş oldum. Diğer arkadaşlarımıza söz hakkı kalsın diye bitiriyorum.


LEVENT TAŞ: Hocam öncelikle hoş geldiniz. 1970 İstanbul doğumluyum. 1986 tarihinden beri de İMES Sanayi Sitesindeyim. Hem okuduğum hem de çalıştığım süreç burada geçti. Şu anda İstanbul Ticaret Odası’nda Yönetim Kurulu Üyesiyim. İstanbul Tuzla Organize Sanayi Bölgesi Müteşebbis Heyeti Üyesiyim. Birçok yerde yönetim kurulu üyeliklerim var.
Gündemimizin başlığı “İMES Ortak Akıl Toplantısı.” Demek ki İMES bir akıl olmuş, buradan bir akil insanlar çıkmış ki, bu toplantı gerçekleşti, sizin gibi kıymetli katılımcılar buraya geldiler.

İMES’in hem bireysel hem de ekonomik olarak kişilere ve kurumlara ciddi katkıları oldu. Haliç tarafından gelip burada kendini geliştiren kişiler arasından Türk ekonomisine, Türk STK’larına yöneticilik yapanlar, daha yüksek seviyede vekillik, bakanlık görevi üstlenenler oldu. Bunu bireysel katkı olarak değerlendirebiliriz. Ekonomik katkı ise KOBİ olarak başlayan firmaların, ihracata, katma değere, istihdama katkı sağlayarak büyümeleridir. Onlar büyüdükçe de İMES yetmez oldu, bazı sorunlar da ortaya çıktı. İMES ve Dudullu olarak bakacak olursak, en önemli sorunlardan bir tanesi trafiktir. Biraz sonra toplantımız bitip de araçlarımıza bindiğimizde sorunun ne düzeyde olduğunu göreceksiniz. Lojistik olarak iyi bir yerde olmamıza, yollar güçlü biçimde yapılmış olmasına rağmen şu anda ciddi bir trafik sorunu yaşıyoruz. Birçok kere konuşuldu, ama ilgili kuruluşlarca ele alınıp süratle trafik sorunun çözülmesi gerekiyor.

İMES Sanayi Sitesi’nde eğitimle ilgili söyleyebileceğim ise şunlar var: Türkiye genelinde bu tarz toplantılarda, ara eleman, nitelikli teknik eleman konusu mutlaka geçer, konuşulur, hep aynı şeyler söylenir. Bir de üniversite sanayi işbirliği konusu hep gündemdedir. Soyut olarak bir şeyler söylenir ama sonuç alınamaz. Bununla ilgili İrfan Başkanımı tebrik ediyorum. Bahsettiği
çalışmalar elle tutulur, gözle görülür, somutlaşmış şeyler. Böyle yapmak gerekir.

Biz İstanbul Ticaret Odası olarak bir Hami Okul Projesi başlattık. Her okula bir Hami Meclis Üyesi atadık. Bu okulların ihtiyaçlarını karşılamak açısından çaba sarf ediyoruz. Birçok komitemiz bütçelerini okullara harcıyor. Biz de Döküm ve Metal İşleme Komitesi olarak bu seneki bütçemizi Ümraniye Endüstri Meslek Lisesi’nde modelleme konusunda bir projeye harcayacağız.
Bu konuda ben ve komite üyelerimiz görüşmeler yaptığımızda şunu gördük: Hocaların bilgisi maalesef yetersiz. Örneğin bir okula makine alınmış ama devri tamamlandığı, modeli geçtiği halde anahtarı çevrilmemiş. Çünkü çalıştıracak adam bulunamıyor. Öğrencilerin bilgi seviyesi yetersizdir. Aynı sorun üniversite ile işbirliği için de geçerlidir. Örneğin İngiltere’de üniversiteler eğitimi eş zamanlı olarak sanayi ile birlikte yürütüyorlar. Mesela üç yıl mimarlık eğitimi alıyor, bir yıl zorunlu olarak, okulun belirttiği yerde çalıştırılıyor. Veya iki yıl yüksek lisans yapınca bir yıl daha zorunlu çalışıyor. Ama kalem gibi mimar oluyor. Biz ise maalesef staja gelen öğrencilere naylon staj yaptırmaya kalkıyoruz. İMES’in yönetiminde görev aldığım dönemde İşletme Geliştirme Birimini kurduk. Bu bölümü birçok kişi, “Oğlumun stajı var, halledebilir miyiz?” diye aramıştır.
Üniversitelerin sanayi ile birlikte çalışmasını, belki eğitiminin bir kısmını sanayide yürütmelerini sağlamamız gerekmektedir. Bu sorunun çözümü budur.

Bölgenin avantajlarına da değinmek isterim. Çok ciddi bir bölge avantajımız var. Geçmişte bu bölge şehir dışıydı ama artık İstanbul’un kalbi oldu. Trafik sorunu çözülürse bu bölge çok iyi bir konumdadır. Buradaki en ciddi avantajımız ise büyük bilgi birikimidir. Kitap gibi sanayicilerimiz var. Ben 55 yıllık bir firmanın ikinci jenerasyon yöneticisiyim. Üçüncü jenerasyondan gelen çocuklar eğer ilk kuşağı öğrenemezler, anlayamazlarsa işimiz zordur. Bunu sadece İMES için değil sanayinin geneli için de söyleyebiliriz. Bizim lojistik avantajı, bilgi birikimini pozitif olarak değerlendirecek yatırımlar yapmamız gerekmektedir.

Adnan Koçak, 2000’li yılların başında çıkan çıraklık eğitim yasasının kendilerini umutlandırdığını fakat daha sonra yatırımcıların kendi başlarına bırakıldığını belirtti.

ADNAN KOÇAK: Hepinize hoş geldiniz diyorum. İMES Yönetim Kurulu Üyesiyim. Teknik öğretmen kökenli sanayiciyim.. Teknik Öğretmenim, 1985 yılında Ankara’dan mezun olduktan sonra hem sanayide kendi atölyemi kurdum hem de elimden geldiğince sanayiye eleman yetiştirmeye çalıştım. 2000’li yıllarda yaşadığımız sorunlar 2018’de de devam ediyor. 2000’li yılların başında 3308 sayılı çıraklık eğitim yasası çıktığı zaman çok umutlanmıştık. Her işletme kendi sınıfını kuracak, gençleri eğitecek ve sanayiye kazandıracaktı. Özellikle kendi branşındaki gençleri eğitecekti. Sözkonusu yasa güzel şekilde yürümekteydi. Fakat daha sonra sistem işlemez hale geldi ve sanayiciler yine kendi başlarına bırakıldı.

HAKAN BAŞARAN: Sayın Başkanım, anlattığınız örneği biz Demirtaş OSB’de dinledik. Eğitim, sizin söylediğiniz gibi sanayinin içinde verilirse oluyor. Bursa Tarım Teknolojileri Geliştirme Merkezi (BUTGEM), 3 bin kişiyi eğitmiş. 33 dalda eğitim veriliyor. Çok başarılı sonuçlara ulaştıklarını kendileri de belirtiyorlar.

ADNAN KOÇAK: Şimdi organize sanayi bölgelerinde liseler açılacak ama 3308’in sanayiye yarattığı katma değeri yakalayabilir miyiz, pek emin değilim. İrfan Bey’in modelinde gençler finansman olarak desteklenirlerse belki yönelim olur.

PROF. DR. KEREM ALKİN: Söylenenlerden anladığım kadarıyla İMES şehrin merkezinde olduğu için lokasyon olarak birçok avantaja sahip olduğu kadar trafik sıkıntısı nedeniyle dezavantaj yaşıyor. Türkiye’nin teknik alanda bir yol haritası oluşturamaması durumunda şehir merkezinde bile teknik eleman sıkıntısının devam edeceği anlaşılıyor.

ADNAN KOÇAK: Doğrudur, bu konuda şu anda maalesef bir politika da yoktur. Öte yandan İMES üç tane OSB doğurdu. Bölgemizde çok büyük bir tecrübe var. Fakat burada çok büyük sanayi yatırımları yapma şansımız kalmadı. Hem şehrin ortasında kaldık hem de alan yetersiz. KOSGEB’in ana sanayiye hizmet eden yan sanayiye çok güzel teşvikleri var. Bunlarla ilgili güzel projeler sanayicilerimiz tarafından hazırlanıp onaya sunuluyor. Aksi takdirde bu bölge Modoko gibi mağaza bölgesi olur. “Bu konuyla ilgili bankacılara ne düşüyor?” diye bir soru soruyor herkes kendi içinden. Para satarak kâr etmek durumunda. Ama parası olmayana, yani yatırım yapıp iş alanı yaratacak insanlara da para lazım. Bu açıdan biz yine KOSGEB’in şefkatine kalmış durumdayız. Sanayicinin büyümek için ciddi anlamda finansmana ihtiyaç var. Bu konuda yardım bekliyoruz.


KERİM ÇOLAKOĞLU: Piksan CNC Metal İşletmesi’nin sahibiyim. Sanayi Odasının 46. Metal İşleme Bölümünde Komitesi Başkanlığı yapıyorum. İMES Dilovası’nda da müteşebbis heyetteyim. Orada yaptığımız çalışmaların aynısını burada da yapıyoruz. Küçük firmalar Ar-Ge, pazarlama departmanlarını kuramıyorlar. Kursalar bile kadrosu sınırlı oluyor, gerekli donanımlar alınamıyor. Dilovası’nda ortak bir Ar-Ge danışmanı ile anlaştık. Bu bölgede 300 tane fabrika inşa ediliyor. 180 tanesi işbaşında. Yaptığımız araştırmaya göre bunların 20’si hariç hiçbiri devlet teşvikinden yararlanmamıştır. Müracaat edememişler, “Bana çıkmaz, ben uğraşamam” demişler... Bizim anlaştığımız danışman firmalarımızı üretim niteliğine göre inceledi, neler yapabilecekleri konusunda önerilerde bulundu. Kocaeli’nde hazırlanan 24 KOBİGEL projesinin 21’i İMES OSB’de geliştirildi. 17 tanesi de onaylandı. Bu bir başarı öyküsüdür. Bu, bir yılda oldu. Firmalar tarandı, firmalara yeterince destek verildi ve projelerini geliştirmeleri sağlandı. Projelerini KOSGEB’e sundular, desteklerini aldılar. Dikkatinizi çekmek istediğim nokta, bunların daha önce proje yapmamış firmalar olduğudur.

Pazarlama konusunda da kötü durumdayız. Yurtdışı pazarlarda girişimler yapıyor, fuarlara katılıyor, defalarca deneyip bırakıyoruz. Ortak çalışmayı pazarlama konusunda da yapmamız gerekir. Ortak pazarlama departmanı kurmalıyız. KOSGEB ile sürekli görüşüyoruz. İlgili programı sabırsızlıkla bekliyoruz. İMES olarak bütün sanayicilerimizin ürünlerini pazarlayabilecek, iki üç yabancı dil bilen, senenin 10 ayını yurt dışında geçirecek ekiplere ihtiyacımız var. Bana sipariş getirsin, % 2-3 komisyonunu seve seve veririm. Bizim sorunumuz, işe ulaşamamaktır. Ötekilere bir şekilde ulaşıyoruz. Ulaştığımızı görüyorsunuz zaten. Ama sipariş bulamıyoruz. Büyük firmalar çok özel kadrolarla, programlarla çalışıyor ama 100 kişiye kadar olan fabrikalar bunları yapamıyor. Bu konuda ortak bir çalışma yapılması gerekmektedir.

Öte yandan bizim işlerimiz döküm, dövme, metal işleme gerektiren zor sektörler. SGK’da zor işlere, düşük prim gibi desteklerin getirilmesi gerekir. Yani dövme dökümde çalışan bir işçi 500 lira fazla para almalıdır. Veya otomotivde talaşlı imalatta çalışan bir işçi asgari ücrete göre 300 lira daha fazla para kazanmalıdır. Amaç, bu işçinin AVM’de raf dizmesini veya güvenlik olarak çalışmasını engellemektir. Çünkü ücret aynı olduğunda buraları tercih edilmektedir. Sanayiye pozitif ayrımcılık yapılması gerekir.
İkincisi, ihracat oranlarına göre de destek verilebilir. Örneğin % 100 ihracat yapana % 50 kurumlar vergisi istisnası konulabilir.
Devletin böyle cezbedici teşviklerle bizi ihracata yönlendirmesi gerekmektedir. İhracat zor iş, müşterinin istediği kalitede malı kapısına kadar götürüyorsun, beğenirse parasını ödüyor, beğenmezse ödemiyor.

Madem iş zor, bize biraz kolaylık lazım. Eximbank bir yıl vadeli kredi verirken, “Yarısını altı ayda, kalanı diğer altı ayda öde” diyor. Bu kredi, bu yapısıyla ithalat yapıp yurt dışında mal satacaklar için sağlanmaktadır. Çünkü üretime yönelik makine aldığımda kalan yarısını nasıl altı ayda ödeyebilirim? Makinayı alıp kurana kadar altı ay geçer zaten. Bu nedenle ithalatçılar için yapılmış bir sistem olduğunu söylüyorum. Bize beş yıl çok iyi koşullarda veya faizsiz 10 yıl vadelerle kredi vermeleri lazım ki, makine alalım, hat kuralım, imalat yapalım ve bunlar kendi kendini ödesin. Kendi kaynaklarımızla ödediğimizde dengelerimiz baştan bozuluyor.

KOSGEB’in zaten bu konuda bir çalışması olduğunu biliyoruz. İnşallah sektöre ve sanayicilere yurt dışından iş getirecek, onu sabırsızlıkla bekliyoruz. Üniversite- sanayi işbirliği de aslında yapılabilir. Bugünkü sistemde, üniversite- sanayi işbirliği kapsamında ortak proje geliştirilip 100 bin lira harcandığında sanayicinin cebinden 50 bin lira çıkıyor. Bu harcamanın bir kısmı dövizle yapıldığı ve bir kısmı da kesintilerle gittiği için neredeyse harcamanın tamamını cebinizden yapıyorsunuz. Üniversite-sanayi işbirliği bu yüzden başarılı olmuyor. Çünkü üniversitenin yükü de sanayiciye biniyor. Aslında işbirliği olmuyor, devlet üniversiteye harcayacağı parayı sanayiciden almak istiyor. Sıkıntı buradadır.


HALUK AYTAÇ: 1978 Rize doğumluyum, makine mühendisiyim. Biz de Aytaç Makine olarak 1984 yılında İMES’te kurulduk. Ben ikinci nesilim, büyüklerimizin hayali vardı, kendi ürünümüzü üretmek. Bunu başarmak bana nasip oldu. Onlar otomotiv yan sanayisine çalıştılar. 2006’da kendi ürünlerimizi üreterek buna son verdim. Bugün TRUEMED firmasıyla insan vücudunda kullanılan Implantların üretimini yapıyorum. Ülkemiz dahilinde ürün kalitemizi ispat ettik ve dünyaya açıldım.

Levent Bey çok güzel anlattı. Eğitim ve nitelikli eleman konusu önemli bir sorundur. Bu sorun üreticiliği olumsuz yönde etkiliyor. Bu gidişle de eleman bulmak daha da zorlaşacak.
Yatırım finansmanı konusunda da sıkıntılar var. Yakın zamanda 160 bin euro’luk makine almak istedim. 48 vade ile alacağım makinenin geri ödemesi 320 bin Euro tutuyordu. 160 bin Euro için 320 bin euro geri ödeyeceğim dört sene boyunca. Makine yatırımı yapmam lazım, çünkü üretim hacmimi daha da yükseltmem lazım. Üretim adetlerim arttı, yurt dışına açıldım. Seri üretimi daha çok arttırmam, revize etmem gerekiyor. Fakat görüldüğü üzere daha çok makine daha çok para demek, o da bir sıkıntıdır. Banka müdürlerimizin bu konularda daha çok destek olması gerekmektedir. Üretim yapan firmaları ziyaret etmeleri lazım. Bunu sık sık yapmaları gerekmektedir. Banka desteği olmadan olmuyor. Sizin desteğinizin de büyük olması gerekiyor.

Çok büyük firmalara yönelik Ar-Ge desteklerinden bir kısmını KOBİ’lere aktarmak daha faydalı olacaktır. Çünkü büyük firmalar zaten yolunu almış gidiyordur. Ama bizim gibi firmaların bu desteklere ihtiyacı vardır.

HAKAN BAŞARAN: Yerli makine konusunda KOSGEB ile Halkbank ve Ziraat Bankası’nın ortak çalışması var. KOSGEB Veri Tabanına kayıtlı, imalat sanayinde faaliyet gösteren ve KOSGEB Desteklerinden yasaklı olmayan işletmelerin yerli ve yeni makine ve teçhizat alımları için uygun koşullarda finansal destek sağlıyoruz. 1 milyonluk makine alımında biz krediyi, KOSGEB 300 bin lira faiz desteğini veriyor. 36 ay vadeli kullandırılan kredinin ilk 6 ayı ödemesiz dönemli, geri kalanı ise 3’er (üç) aylık eşit taksitler halinde uygulanıyor. Faiz desteğinden yararlanmak isteyen KOBİ’lerimizi şubelerimize bekliyoruz.


ZAFER TAK: İmes’te ZTK Makina’ böyle bir toplantıya katılıyorum. Mesleğe çırak olarak başlamıştım. 2000 tarihinde kendi işletmemi kurdum. Torna almak istediğimde finansman için bankaya gitmiştim. Banka, ipotek vs. istemişti. “İpotek olsa satar tornayı alırız, size ihtiyacımız yok” demiştik. Bankayla işbirliği yapmadan kendi çabalarımla bir makine, iki makine derken 100 metrekare dükkandan 600 metrekare dükkana kadar çıktım. ZTK’yı makine parkuru olarak belirli bir yere getirdik. Yer problemimiz vardır, mevcut alan maalesef yetmiyor. Yatırıma gitmek istiyoruz. Bunun için İMES Dilovası’nı düşünüyoruz, fakat bütçemiz el vermiyor. Kendi bünyemizde 2 yüksek makine mühendisi ve 22 personelle birlikte Ar-Ge yapıyoruz. Bunun sonucunda ZTK’da Pars diye bir ürün geliştirdim. Hatta KOSGEB’den bununla ilgili destek de aldım. KOSGEB’in “Önce sen öde, sonra biz vereceğiz” demesi bana göre yanlıştır. Biz, ihtiyaç duyduğumuz makineyi KOSGEB desteği ile bu şekilde aldık. Ödemeyi daha sonra yaptılar. Çalışınca gerçekten oluyor. İnsanların istemesi, işini sevmesi, ne yapması gerektiğini bilmesi gerekiyor.

Ben bir fabrika kurmak istiyorsam bana bunu vermelerini isterim. Benim değil, KOSGEB’in veya başka bir birimin olsun, ama bana o sahayı verin ki, kazandığım parayı toprağa değil teknolojiye, üretime harcayayım.

İMES’te pazarlama ve Ar-Ge birimleri olması gerekir. Hepimiz aidat ödüyoruz. 10 kişilik, her dili bilen, bizi yurt dışına taşıyacak bir pazarlama ağı kuralım. O 10 kişi İMES’te üretilen ürünleri yurt dışına pazarlasın. Yurtdışında ihtiyaç duyulan bir ürün bulduğunda Ar-Ge’ye getirsin, İMES’te kimin üretebileceği tespit edilsin. İMES’teki mevcut pastadan herkes bir parça alıyor. Pastanın büyümesi gerekiyor ki insanlar çalışabilsin. Ben bu eksiklikleri görüyorum.

Ben de Halk Bankası ile çalışıyorum. Şube müdürümüzle bu konuları çok ele alırız. Biz imalatçı olarak her yıl belirli bir miktarda para batırıyoruz. Yeni girişimciye, gerçekten çalışmak isteyene belirli bir bütçe verilebilir. Zira yeterli bütçesi olan bir kişi bugün gelip sanayide bu işi yapmaz. Günümüzde parası olanlar sanayiye değil, daha çok emlak sektörü ve alım-satıma yatırım yaptığı için sanayide yeni girişimcilere biraz fırsat verilmelidir.

Biraz önce bir katılımcı, eğitimin yetersiz olduğunu söyledi. Ben çıraklık okulundan mezun oldum. O dönemde hocalarımız gayet iyiydi. Gerçekten de her şeyi çok güzel veriyorlardı. Ama son dönemde öğrenciler, “Hangi işte fazla para var, o işi yapalım” diyorlar. Hal böyleyken personel sıkıntısı olması, sanayi tesislerinin kapanması, ufak sektörlerin yok olması doğaldır. Filiz olmazsa ağaç olmaz. Filizler ekilmeli ve desteklenmelidir.

İMES Sanayi Sitesi’nin geçmişine baktığımız zaman ne yapılması gerektiğini bariz şekilde görüyoruz. Neden yapılmıyor veya yaptırılmıyor? Merhum Erbakan tarafından 1971’de İMES’in temeli atıldı. Sanayici ve üretici bir ruhu vardı. Poreba marka tezgah alımının anlaşmasını yaptı. 3000 mm maksimum minimum 250 mm çapa kadar ve freze tezgahları aldı getirdi. Sanayicilere taksitle verildi ve bu durum sanayi üretimini kısa zamanda yükseltti. İMES Sanayi Sitesi bunun üzerine hızla büyümeye geçti. Şu anda her işletme sahibi tezgahını kendisi alıyor. Fakat 3 katı fiyata alıyor. Bu durum sanayiyi aşağıya doğru götürmektedir. İMES’de Erbakan hocanın yaptığını devam ettirmiş olsaydık şu anda bu sorunları konuşmaya gerek kalmazdı. Teşekkür ediyorum.


UĞUR ŞİMŞİR: Usel Makina Kurucusu ve Genel Müdürü olarak görev yapıyorum. Öncelikle bu toplantıyı gerçekleştiren kurumlara teşekkür ediyorum. İMES sınırları dahilindeki sorunlarla ilgili birkaç şey söylemek istiyorum. 7-8 yıldır İMES Sanayi Sitesi’ndeyiz. Daha önce Taşkızak, Gölcük gibi tersanelerde görev yaptım. Daha sonra kendi şirketimizi kurup CNC makine üretmeye başladık. 2011 yılında ilk makinamızı TÜBİTAK’ın da desteği ile ürettik. Sıfırdan başladığımız için herhangi bir makine parkurumuz yoktu. Fason üretim yaptırarak yola çıkmıştık. İMES bu açıdan, start-up’lar, yani yeni kurulan şirketler için ciddi avantajları olan bir bölgedir. İMES, döküm teknolojisinden talaşlı imalata kadar her türlü imkana sahiptir. Yüz metrekarelik alanda bir makine imalatı ile başlamıştık. Bugün 20’ye yakın ülkeye CNC makine ihracatı yapıyoruz. 5 eksenli freze makinesi üretiyoruz. Bizim de yakında buradan taşınma planımız var. Belirli bir noktaya ulaşan firmalar İMES’in dışına çıkıyorlar. Biz burada bulunduğumuz süre içinde bireysel çalıştık. Son bir yıldır Sayın Kemal Akar Bey Başkanımızın da desteği ile İMES firmalarının ortak çalışma imkanlarına yönelik bir çalışma başlattık. Ortak nasıl iş yapılacağına kafa yorduk, belirli firmalarla da görüştük. İki ay önce yaklaşık 40 firmanın katılımıyla bir anket yaptık. Bu çalışmayı Ortak Üretim Platformu olarak adlandırdık. Bu firmaların yarısı Ortak Üretim Platformu’na ortak diğer yarısı da üye olmak istedi. Belli bir finansman ve aidatı ödemeyi de kabul ettiler. Eğer böyle bir platform kurmayı başarabilirsek, biz firma olarak İMES dışına taşınsak bile bu platforma üye olarak içinde kalmış olacağız. İMES’e hizmet etmeye ve buradaki firmalarla bir arada olmaya devam edeceğiz. Burada ciddi bir makine parkuru, insan gücü ve tecrübe birikimi vardır. Biz de İMES’te bu tecrübeden faydalandık. Buradaki ciddi tecrübe ile aslında çok büyük projeler hayata geçirilebileceğine inanmaktayım. Özellikle savunma sanayisinden sürekli talepler gelmektedir. Örneğin ASELSAN’dan bir süre önce 150-200 kalem talep gelmiştir. Bunlara cevap verebilmek için bir arada hareket etmemiz gerekir. İMES’te Türkiye’nin en önemli makine parkurlarından biri mevcuttur. Aslında potansiyel vardır ama bir arada hareket etmek gerekmektedir. Buradaki tek sorun, ortaklık konusudur. İMES, makine imalatı denildiğinde Türkiye’nin en eski markalarından biri. Ankete katılan firmaların %70-80’i makine imalatı, döküm, fason, kaynak, sac işleme gibi alanlarda faaliyet göstermektedir.

Uğur Şimşir, İMES’te ciddi bir makine parkuru, insan gücü ve tecrübe birikimi olduğuna dikkat çekti.

Ama örneğin teknolojik makine üretecek elektronik ve otomasyon firmaları da mevcuttur. Bu 40 firmada çalışan 320 personelin 150’si lisans ve ön lisans mezunudur. Yani eğitimli personelin sayısı da çok yüksektir. Bir üniversiteyi de yanımıza almak gündemimizdedir. Hep üniversite-sanayi işbirliği diyoruz ama yıllardır bu gerçekleşmiyor. Çünkü üniversite hocaları bir katma değer elde edemiyorlar. Eğer üniversite de bu platformun ortağı olursa, üretilen ürünlerden gelir elde ederse, onlar da bu işe daha sıcak bakacaklardır, diye düşünüyorum.
Ortaklık kültürü zayıf olan bir yapımız var. Bunu mutlaka kırmalıyız. Aksi halde daha hızlı adımlar atamıyoruz. Böyle bir platformun kurulabilmesi için bizim büyüklerimiz, yani örneğin Sanayi
Bakanlığı sanayi siteleri için bir yönetmelik çıkarabilir. Sanayi siteleri için model olacak bu yönetmelikte İMES pilot tesis olabilir. Bu yönetmelikte İMES Genel Kurulu üyelerinin ve diğer istekli firmaların ortaklık pay oranları belirlenir ve bunun için de bir destek mekanizması geliştirilirse İMES Sanayi sitesi bir İMES FABRİKA markasıyla ortak olarak hareket edebilir. “İMES AR- GE” ve “İMES FABRİKA” projelerimizi hemen hayata geçirebiliriz. Gerekirse bahse konu yönetmeliğe esas olması bakımından bir yıldır üzerinde çalıştığımız ve İMES firmaları ile görüştüğümüz platform modelini paylaşabiliriz. “İMES AR-GE” ve “İMES FABRİKA” projelerimizle, İMES sanayi sitesinin 40 yıl önce kurulmasında hedeflenen amaca da ulaşılacağını düşünüyorum.
Böyle bir platformun kurulmasını, tersanede edindiğim tecrübelerden yola çıkarak öneriyorum. Tersanede dizayn subaylığı, fabrika müdürlüğü, grup müdürlüğü gibi değişik görevlerde bulundum. Bir tersanenin içinde aslında yaklaşık 50-60 tane fabrika vardır. Bazıları 20 kişilik, bazıları 500 kişiliktir. Tersanede toplam 5-6 bin kişi çalışır. Bir dizayn departmanı işi alır, projeyi hazırlar, fabrikalara gönderir.

Fabrikalarda imal edilen ürünlerle son ürün olan gemi daha sonra kızağın üstünde ortaya çıkar ve Deniz Kuvvetleri’ne teslim edilir. Burada öncelikle “İMES AR-GE” ofisi adını vereceğimiz bir dizayn, planlama ofisi kurabilirsek böyle bir ortak çalışma yapılabilir. Ben böyle bir ofisin firmalara bireysel anlamda da katkı yapacağını düşünüyorum. Firmalara Ar-Ge, pazarlama alanlarında danışmanlık desteği verilebilir.

İMES’in dezavantajı ise kiraların biraz yüksek olmasıdır ama bu avantajların yanında kiranın yüksek olması kabul edilebilir. Burada personel sıkıntısı da vardır. İyi üniversite mezunları bize gelmiyor, daha büyük firmalara gidiyorlar. Bize gelen mühendisler çok yeterli değil. Bir mühendis ilanı verdiğimiz zaman bir haftada bin kişi başvuruyor. Ama bir CNC operatörü ilanı verdiğimiz zaman İrfan Bey’in de belirttiği gibi 10 kişi bile başvurmuyor. Demek ki, burada bir sorun vardır. Bazı üniversitelerde karekök alamayan, birçok basit denklemi çözemeyen öğrenciler gördüm. Bunlar mezun olduğunda bilgileri yetersiz oluyor. Biz bir okul gibi onları eğitiyoruz ve sanayiye kazandırıyoruz.


OĞUZ KUŞ: Doğuş Kalıp Yönetim Kurulu Üyesiyim aynı zamanda şirketin ortaklarındanım. Yaklaşık 30 yıllık bir firmayız. Yerli üretime, endüstriyel profiller, bağlantı ekipmanları, konveyör sistemleri ve doğrusal hareket sistemleri üreterek katkı sağlayan bir şirketiz.
Eskiden Avrupa’dan ithal edilen ürünler çok pahalıydı. Biz, ithal edilen ürünleri kendi imkanlarımızla üreterek maliyetleri düşürdük ve ülkeye katkıda bulunduk.
Şu anda yaklaşık 33 ülkeye ihracat yapıyoruz. Sekiz ülkede distribütörlerimiz var. Hedefimiz, yerli ürünlerimizi Avrupa’da satmaktır. 140 kişilik bir ekiple çalışıyoruz. Sekiz şubemiz vardır. Bu bölgede bulunmaktan keyif alıyoruz. Çünkü istediğimiz verilere ulaşabiliyoruz. İMES’in çok fazla sorunları olduğunu düşünmüyorum. Buraya geldiğimizde açılışı nasıl yapacağımız konusunda endişelerimiz vardı ama gördük ki, bir haftada bütün evraklarımız tamamlanmış. Kemal Bey’e çok teşekkür ediyoruz. Onların da katılımıyla açılışı yapmıştık. Keyifle çalışıyoruz.
Beyefendi trafik sorunundan bahsetti. O konu da inşallah metro hattı vs. gibi projelerle sonuçlandırılırsa güzel olacak.

Bizim şirket olarak stajyer ihtiyacımız vardır. Üniversite veya meslek lisesi olması bizim için fark etmiyor. Bizim şirketimiz bir okul. Endüstriyel alüminyum profillerden kabinler, konveyörler yapıyoruz. Aynı şekilde doğrusal hareket sistemleri de yapıyoruz. Yerli bir paletleme robotu da yaptık. İnanılmaz bir Ar-Ge çalışması sürdürüyoruz.


KEMAL YARGI: Atılım Mühendislik firmasının sahibiyim. Bu toplantıyı gerçekleştirenlere teşekkür ediyorum. İMES’in sorunlarını değerlendirmek üzere bir araya gelmek gerçekten değerli bir çaba. Büyük işletmelerin ve küçük işletmelerin sorunları ve öncelikleri farklıdır. İMES’te daha çok küçük ve orta boyutta işletmeler var. Temel sorunlardan birisi yerle ilgilidir. Uygun işyeri temininin Türkiye’nin genel sorunlarından biri tanesi olduğunu düşünüyorum. Firma olarak yaklaşık 900 metrekare alanda çalışıyoruz ama yine de yetmiyor. Bunun için ödediğimiz kira bedeli de oldukça yüksektir, 50 bin TL kira ödüyoruz. Yer sorununa sağlıklı bir çözüm ancak devletin de katkıda bulunacağı kapsamlı projelerle bulunabilir ve bu sayede sanayici olarak bizler kaynaklarımızı daha iyi kullanabiliriz. Yer sorunun çözümü iş geliştirmeye, güvenli çalışma ortamlarına, daha fazla istihdama katkıda bulunacaktır.

Ar-Ge’yi pek çok firma yapamıyor. Ar-Ge’de bir maliyet gerektiriyor. Daha önce konuşan arkadaşların belirttiği gibi KOSGEB desteklerindeki sorun, ödemelerin sadece önce veya sonra yapılması değildir. KOSGEB destekleri çoğu zaman proje boyutunda değerlendirilmemekte, tam olarak amacına ulaşamamaktadır. Birkaç yıl önce tamamladığımız bir projeyi örnek olarak verebilirim. KOSGEB’e bir proje sunduk, sonucunda başarılı olduk ve bir ürün ortaya çıkardık. Fakat 700 bin lira harcadığımız projede KOSGEB’in bize verdiği destek, 18 bin lirası hibe olmak üzere 108 bin liraydı. Zannediyorum burada düzeltilmesi gereken şeyler var. Yer konusunun çok temel bir sorun olduğunu ve devletin üstünde durarak çözmesi gerektiğini tekraren vurgulamak istiyorum.

İMES bence sanayi olarak devrini tamamlıyor, artık şehir merkezinde kaldı ve oldukça değerli, çok güzel bir yer. Günümüz koşullarında ticari işletmeler, imalatçılardan çok daha fazla kazanıyor, bunu hepimiz biliyoruz. Katma değeri yüksek ürün üreten işletmeler daha farklı durumda olabilirler ancak İMES esnafının çoğunluğu talaşlı ya da kaynaklı imalat yapan ya da döküm yapan işyerleridir. Bunlar genellikle karlılığı çok düşük işletmelerdir. Günümüz koşullarında alternatif ürün bulmak da oldukça kolaydır. Çin, Kore gibi ülkelerden ithal edilen ürünler ile rekabet etmek hiç kolay değil. Finansal sıkıntıları büyük işletmeler ayrıca kaynakayırıp Ar-Ge çalışması yapamıyorlar

Kanaatime göre, ticari işletmeler gelecekte buraya hakim olacak, sanayici de buradan yavaş yavaş uzaklaşacaktır. Belirtmek istediğim diğer bir konu İMES`in yönetimi ile ilgilidir. İMES gerçekten iyi yönetiliyor. Başkanıma ve ekibine teşekkür ediyorum, oldukça güvenli, temiz bir çalışma ortamı sağlıyorlar. Bizler gibi kimyasal ya da madeni atıkları olan firmalar için içsel bir çözüm yolu bulmak gerekir.


MEHMET CENK SİNİRLİOĞLU: Öncelikle toplantıyı organize eden herkese kendi adıma çok teşekkür ediyorum. Diğer firmalardan farklı olarak ben kendimi birinci nesil olarak tanıtıyorum. Çünkü babadan kalan herhangi bir firmam yoktu. İTÜ Makine mezunu olarak Almanya’ya yüksek lisans için gittiğimde yeni gelişmekte olan 3 boyutlu yazıcı teknolojileri ile ilgilendim. Almanya’da uzun yıllar bu alanda faaliyet gösteren bir firmanın Ar-Ge müdürlüğünü yaptım. 2009 yılında Türkiye’ye döndüğümde de ilk olarak bir teknoparkta iş kurmaya başladım. Ancak daha sonra İMES’e taşınmaya karar verdik.
Bunun birçok nedeni var. İMES’in gerçekten de bizim gibi start-up firmalara çok büyük bir kuluçka merkezi gibi imkanlar sağladığını düşünüyorum.
Almanya nasıl ihracat şampiyonu, oluyor? Almanya’da ihracatın dağılımına baktığınızda aslında büyük kısmının Siemens vs. gibi büyük firmalar değil, küçük ve orta ölçekli firmalar tarafından gerçekleştirildiğini görürsünüz. Bunun iki ayağı vardır. Birincisi firma içindeki eğitim altyapısıdır. İkincisi ise devletin size verdiği katkılardır.İrfan Bey’e mükemmeliyet merkezi ile ilgili çok teşekkür etmek lazım. Mükemmeliyet merkezleri Almanya’da da çok konuşulan bir şey. Mükemmeliyet merkezleri aslında her firmanın içidir.

Firma içindeki yüksek eleman değişim hızının en önemli sorunlardan biri olduğunu düşünüyorum. Almanya’da çalışanların firmalarına aidiyet duygusu vardır. Türkiye’de çalışanlarda iki tip kaygı oluyor. Birincisi, gelecek kaygısıdır. İkincisi, “Sanayide ne işim var? Restoranda, AVM’de çalışarak da aynı parayı veya daha iyi bir maaşı alabilirim” düşüncesidir. Kerim Bey’in önerisine % 100 katılıyorum. Sanayinin zorluk derecesine göre SGK ödemelerinin, devlet tarafından mutlaka desteklenmesi gerekir, diye düşünüyorum.

Devlet desteklerindeki ödeme süresi sıkıntısı ile ilgili düşüncemi de paylaşmak isterim. 3 boyutlu yazıcılarla protez
üretimini Türkiye’de ilk biz getirmiştik. Şimdi tamamen yaygınlaşmış durumda. İki sene önce başka bir firma kurarak metal ve plastik yazıcıları üretmeye kalkıştık. Yeni firma olmamıza rağmen TÜBİTAK’tan destek de aldık. Ve şu anda bu cihazı seri üretime geçirme aşamasına gelmiş durumdayız.
Ödemede gecikmeyi biz de TÜBİTAK’ta yaşadık. Düşünün ki, bir makine yapmak, teknoloji geliştirmek istiyorsunuz, küçük kuluçka halinde bir firmasınız ve öz kaynak dışındaki imkanlarınız çok sınırlı. İhtiyaç duyduğumuz meblağın dörtte birini TÜBİTAK’tan aldık ama teminat mektubu, ipotek vs. derken o kadar pişman olduk ki herhalde bir dahaki projede kullanmayız. Gerçekten çok zorlandık, hiç başvurmasak daha rahat ederdik.

PROF. DR. KEREM ALKİN: Destek ve teşviklerle ilgili olarak KOSGEB’i de aşan bir envanter karmaşası yaşanıyor.
Dolayısıyla bence kamunun bazı birimlerinin bunları konsolide ve harmonize ederek normalleştirmesi lazım. Mevcut bilgi karmaşasında bir desteğe başvuruyorsunuz, oysa işinize çok daha fazla yarayacak destek başka bir yerde bulunuyor. Dolayısıyla acil bir harmonizasyon lazım.


İBRAHİM ONUR GÜCÜKOĞLU: Herkese merhabalar, Kübik Robotik Makine Sanayi Ticaret AŞ’nin kurucu ortağıyım. Biz İMES Sanayi Sitesine beş sene evvel geldik. Yaptığımız iş robotik otomasyondur. Biz de altı eksenli robotlarla insansız çalışan ya da insana çok az ihtiyaç duyan hücreler üretiyoruz. İmalat hattınızın bir kısmını tamamıyla insansız hale getirebiliyoruz. Uzmanlaştığımız alan yüzey işlemleridir. Savunma sanayinden otomotiv sanayine kadar yüzey olan her yerde biz varız.
Türkiye’de bu iş ilk yapan firmayız.

Bizim için İMES’in en önemli avantajlarından bir tanesi lokasyonu. Her ne kadar nitelikli eleman bulmak da zorlanıyorsak da, başka yere gitsek hiç bulamayacağımızı da biliyoruz.
Hepimiz büyük firmalarız ve dünya ile çalışıyoruz. Fiber altyapımızda upload hızımız 5 MB/S. Bu rakam, diğer ülkelere baktığınızda komik kalıyor. Bence bu iyileştirilebilir. Yabancı ülkelerde bu hız çok çok daha yüksektir. Dolayısıyla online görüntülü toplantıları daha kolay yapabiliyorsunuz. Bizde altyapımızdan dolayı yapamıyoruz.
Herkes değindi ama biz de KOSGEB’den yararlanıyoruz, TÜBİTAK’ta da projemiz var. Aynı sorunları bizde de yaşıyoruz. Teminat mektubu gibi şartlar nedeniyle esasında daha sonra almak üzere kendi cebinizdeki parayla iş yapıyorsunuz. Bu konuda iyileştirmeler olabilir.

Makine çalışmalarında genelde hep dışa bağımlıyız. Ve dışa bağlı olduğumuzdan dolayı uluslararası gelişmelerden çok kolay etkileniyoruz. Bunun çözümü reverse engineering olabilir.
Otomasyon çok hızlı gelişen bir alan. İMES’te daha fazla otomasyon firmalarına yer verilebilir. Otomasyon, makine, talaşlı imalat vs. gibi şeylerden çok daha hızlı ilerliyor. Endüstri 4.0 geliyor, makinalar birbirleri ile konuşuyor. İMES’in o tarafa biraz daha yönelmesi lazım. Talaşlı imalat tabii ki çok önemli ama mekatronik firmalarının sayısının çoğalması lazım, diye düşünüyorum.

Stajyer konusunda ise bizim bir sıkıntımız yok, herkes bize gelmeye çalışıyor. Ama stajyerleri biz yetiştiriyoruz.
İMES proje işi yapan firmalar için bence inanılmaz avantajlı bir yer. Bizim 25 kişilik, kafa takımı olarak tanımlanabilecek bir ekibimiz var. Dolayısıyla büyük bir ihtimalle biz böyle bir yerden ayrılamayız. Büyük avantajları var bizim için. Nitelikli eleman konusunda dikkat çekmek istediğim bir husus bulunuyor. Mesleki yeterlilik şartı konulunca mesleki yeterlilik sertifikası veren firmalar doğdu. Kontrol olmadığından iki dakika içerisinde yeterlilik sertifikası verilebiliyor. Biraz daha yakından denetlenmeleri gerekir, düşüncesindeyim.

 


ALİ İHSAN NACAK: RIFIS adlı Türk-Alman ortalığı olan bir firmamız var. Almanya’daki tarihi 90 yıla dayanıyor. Onların bazı teknik bilgilerini veya imalat bilgilerini transfer etmiş olduk. O yönden biraz avantajlıyız. Pazar konusunda da avantajlıyız. Yüzde 90 Almanya’ya ihracat yapıyoruz. Kuruluş sürecimizde başımızdan ilginç bir olay geçti. İlk kuruluşu yaptıktan sonra gazeteye, “Meslek okulu mezunu, şu vasıflarda elemana ihtiyacımız var” şeklinde ilan verdik. Başvuran olmadı. Daha sonra
bir tornacı gelerek, “Meslek okulu mezunu değil ilkokul mezunuyum ama işimi meslek okulu mezunlarından daha iyi yaparım” dedi. Denedik, olumlu sonuç aldık. Sizleri bilmiyorum ama benim çalışanlarımın büyük bir kısmı meslek okulu mezunu değil. Belki çalışanlarımızı kısa yoldan, kurslarla eğitebiliriz. Yasal zeminini bilmiyorum ama bu ihtiyacı bulunan pek çok firma olduğunu düşünüyorum. Tabii ki, meslek okulundan mezun, bu işe gönül koymuş personeli tercih ederim ama bir de işin gerçekleri var. O gerçeklere göre de böyle bir çözüm önerisinde bulunuyorum.
İşbirliği konusunda da görüş arz etmek isterim. Benzer iş yapan firmalar ortak çalışma zemini bulsa güzel işbirlikleri olabilir. Ortak işleri yapan firmaların bir araya gelmesi İMES’e katkı sağlar.
Yine arkadaşların belirttiği gibi yurtdışı kaynaklı hatalı ürünler olabiliyor. Bu konuda İMES’e bağlı, destek sağlayacak bir birim oluşturulabilir. Çünkü yurtdışındaki müşteri bazen, gönderdiğimiz parçada sorun olduğunu bildiriyor. Soruna buradan müdahale etmemiz zor oluyor. İMES’i temsil eden bir birim bu alanda faaliyet gösterebilir. İhracat yaptığımız yerlerin benzeş olduğunu düşünüyorum.

Ulaşım sorunu olarak tanımlanan konu da hakikaten önemlidir. Büyük iş kayıpları yaşanmaktadır. Personel, motivasyon, güç, zaman kaybı yaşamaktadır… İMES’in, Karayolları, İETT ile görüş alışverişinde bulunması gerekir. Örneğin bazı otobüs hatları, bizim gerçeğimizle, saatlerimizle hiç uyumlu değildir. Saatleri ne bizim çıkış saatimize uymamaktadır.

İRFAN KÜÇÜKAY: Onları bize bildirin, İETT ile konuşalım.

ALİ İHSAN NACAK: Peki efendim. Benim söyleyeceklerim bu kadar. Teşekkür ediyorum.

LEVENT TAŞ: KOSGEB veya diğer desteklerde çok özür dilerim ama çok ciddi bir bürokratik tıkanma vardır. Destek almak isteyenlerin “İllallah” diyerek yarım bıraktığı çoktur. Destek alanlar da, “Nasıl çıkacağım işin içinden” diyerek tıkanmaktadır. Bunları KOSGEB Daire Başkanı’na da iletmiştim. İTO Yönetim Kurulu’nda bu konuda bir öneride bulundum ve karar aldık. İstanbul Ticaret Odası olarak 430 bin üyemiz var. Üyelerimiz kapıdan içeri girdiğinde ilgili personeller tarafından karşılanacak. Uzman personel, İTO üyelerine nasıl destek alabilecekleri konusunda yardım edecekler. Süreç sonuçlandırılana kadar yardımcı olacaklar.
İTO üyesi demek, İMES’in de üyesi de demek…

 

 

Toplantı sonunda katılımcılarla uzlaşarak kamuoyuna sunulacak bir sonuç raporu hazırlandı.

İŞTE İMES’İN GELECEĞİNE YÖN VEREN 10 PARAMETRE:

1- NİTELİKLİ ARA ELEMAN
En önemli sorunlardan biri, nitelikli ara elemanlardır. Bölgede bugün en çok aranan eleman CNC operatörüdür. İMES Dilovası OSB’nin bu konudaki vizyoner projesi, çalışanların “Uygulamalı İleri Mühendislik Mükemmeliyet Merkezi” adını konulan merkezlerde eğitilmesini öngörmektedir. İMES OSB, iki meslek lisesiyle protokol imzaladı. Projenin bütçeleri hazır, makinaların siparişleri verilmek üzere.

2- STAJ SORUNU VE ÜNİVERSİTE-SANAYİ İŞBİRLİĞİ
Bölgedeki şirketlerin staj konusunda da ihtiyacı vardır. Üniversite eğitimlerinin bir kısmını sanayide yürütülmesi, bu sorunun çözümüne katkıda bulunabilir.

3- YÜKSEK PERSONEL DEVİR HIZI
Personel devir hızının yüksekliği en önemli sorunlardan biridir. Birçok çalışan, gelecek kaygısı ve hizmetler sektörünün cazibesiyle sanayiden uzak durmaktadır. Sanayinin zorluk derecesine göre SGK tarafında, devlet tarafından mutlaka desteklenmesi gerekir.

4- ORTAK HAREKET GEREĞİ
Benzer iş yapan firmalar ortak çalışma zemininde işbirliği yapa- bilir. Ortak işleri yapan firmaların bir araya gelmesi İMES’e katkı sağlar. Bölgede ciddi bir makine parkuru, insan gücü ve tecrübe birikimi vardır. İMES’teki tecrübe ile çok büyük projeler hayata geçirilebilir. İhracat alanında tüm sanayicilere destek verecek ortak bir birime ihtiyaç vardır.

5- YÜKSEK KATMA DEĞERE DESTEK
Sanayicinin en önemli meselelerinden biri finansmandır. Yüksek katma değerli ürün üreten firmalara özel destek verilmesi gerekmektedir. KOSGEB bu alandaki destekleri umut vericidir.

6- TRAFİK MESELESİ
İMES ve Dudullu’nun en önemli sorunlardan bir tanesi trafiktir. Bölge lojistik olarak iyi bir yerde olmasına, yolları güçlü biçimde yapılmış olmasına rağmen ciddi bir trafik sorunu yaşamaktadır. Personel, motivasyon, güç, zaman kaybı yaşamaktadır…

7- YER SORUNU
Son zamanlarda OSB kurulacak alanlardaki arsa fiyatlarında çok anormal yükselişler oldu. Bu da, sanayicinin kıt olan öz sermayesini toprağa bağlaması sonucunu doğurdu. Bu sorunun bir şekilde çözülmesi gerekmektedir.

İMES artık şehrin içinde kalmıştır. Bölgede yer sorunu vardır. İMES esnafının çoğunluğu talaşlı ya da kaynaklı imalat yapan ya da döküm yapan işyerleridir. Bunlar genellikle karlılığı çok düşük işletmelerdir. Görünen o ki, ticari işletmeler gelecekte bölgeye hakim olacak, sanayici yavaş yavaş uzaklaşacaktır.

8- İNTERNET HIZI
Bölgedeki fiber altyapının upload hızı yavaştır. İnternet hızının artırılması gerekir.

9- ENDÜSTRİ 4.0
Otomasyon çok hızlı gelişen bir alandır. İMES’te daha fazla otomasyon firmalarına yer verilebilir. Otomasyon, makine, talaşlı imalat vs. gibi alanlardan çok daha hızlı ilerlemektedir.

10- KİMYASAL ATIKLAR
Kimyasal ya da madeni atıkları olan firmalar için içsel bir çözüm yolu bulmak gerekir.

Toplantının sonuç raporunu .pdf olarak okumak için tıklayınız.