Turkishtime AR-GE 250


Rekabet Kurumu seneye hızlı başladı

Elif Akın

Yılın ilk iki ayında mevzuatlarda yaptığı değişiklikler ve verdiği cezalarla adından söz ettiren Rekabet Kurumu’nun en dikkat çeken hamlesi Mey İçki ve Luxottica’ya verdiği cezalar oldu. Kurum, iki şirkete de rakiplerinin faaliyetlerini engelleyici davranışlarda bulundukları için toplam 156,7 milyon TL’lik ceza kesti.

Rekabet Kurumu’nun yeni yılın ilk iki aylık ajandası hem mevzuatlarda yapılan değişiklikler hem de verilmiş olan cezalar incelendiğinde, yeni yılın hızlı başladığını ve Kurum’un vermiş olduğu cezalar tablosunda bu seneki cezaların ilk sıralarda yer alacağını belirtmek yanlış olmayacaktır. Nitekim yalnızca Şubat ayında yayımlanan iki tebliğ, Mey İçki San. ve Tic. A.Ş ile Luxottica Gözlük Endüstri ve Tic. A.Ş.’ye yönelik yürütülen soruşturmaların sonuçlandırılması, Kurum’un seneye ne kadar hızlı bir giriş yaptığının bir göstergesi olarak kabul edilebilir. Gelin bu gelişmelere yakından bakalım…

Birleşme Devralma Tebliği’nde güncelleme

Rekabet Kurumu tarafından, 24 Şubat tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 2017/2 sayılı Rekabet Kurulu’ndan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ ile 2010/4 sayılı Tebliğ’de önemli değişiklikler gerçekleştirildi. Bununla birlikte, Rekabet Kurumu’na bildirilmesi gereken birleşme ve devralma eşiklerinde değişiklik yapılacağına ilişkin tahminler karşılık bulmadı ve önceki eşiklerin uygulamasına devam edilecek.

Yapılan değişikliklere bakıldığında göze çarpan ilk husus, etkilenen pazarın bulunmadığı birleşme devralmalara ilişkin oldu. Bu değişiklikle birlikte artık işlemin büyüklüğü ne olursa olsun, eğer işlem sonucunda etkilenen bir pazar mevcut değilse, işlemin gerçekleştirilmesi için tarafların Kurum’a başvurma zorunluluğu kaldırılmış oldu. Ortak girişimler ise bu değişikliğin tek istisnası olarak belirlendi. Keza bir ortak girişimin değerlendirilmesi halinde, etkilenen pazarın olup olmadığı dikkate alınmaksızın Kurum’a başvurma zorunluluğu halen bulunmakta.

2010/4 sayılı Tebliğ’deki diğer bir değişiklik ise birden fazla işlemin tek bir işlem olarak değerlendirilmesi kapsamında yapıldı. Değişiklik öncesinde iki yıllık dönem içerisinde aynı kişiler ya da taraflar arasında gerçekleştirilen işlemler ciro hesaplaması bakımından tek bir işlem olarak değerlendirilmekteyken; değişiklikle beraber iki yıllık süre üç yıla çıkarıldı ve aynı kişiler veya taraflar arasında yapılan işlemlere ek olarak aynı ilgili ürün pazarında aynı teşebbüs tarafından yapılan işlemlerin de tek işlem olarak kabul edileceği madde metnine eklendi.

Bu iki değişikliğe ek olarak ise kontrolün borsada seri işlemler vasıtasıyla farklı satıcılardan yapılan menkul kıymet alımları sonucunda elde edilmesine ilişkin bir istisna getirildi. Buna göre bu kapsamdaki bir işlem (i) Kurul’a gecikmeksizin bildirilir ve (ii) elde edilen menkul kıymetlere bağlı oy hakları kullanılmaz ya da sadece yatırımların tam değeri için kullanılırsa ve bu kullanım Kurul kararıyla tanınacak bir istisnaya dayanırsa, işlem taraflarına işlemin gerçekleştirilmesinden sonra Kurul’a işlemi bildirebilme hakkı tanınmıştır. Bu tarz bir istisna taraflara tanınırken Kurul’un yetkilerine kısıtlama getirilmemiş, etkin rekabet koşullarını sağlama amacıyla Kurul’un şart ve yükümlülük getirebileceği de düzenleme kapsamına alınmıştır.

Motorlu Taşıtlar Sektöründeki Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti’nde yeni dönem

Rekabet Kurumu tarafından 24 Şubat tarihinde yayımlanan bir diğer tebliğ ise motorlu taşıtlar sektörüne ilişkin oldu. Sektörün ihtiyaçlarına yeteri kadar cevap veremediği ve Avrupa Birliği mevzuatları ile yeterince uyumlu olmadığı için uzun süredir eleştirilen ve bu sebeple de üzerinde değişiklik yapılması planlanan Motorlu Taşıtlar Sektöründeki Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği’nde beklenen değişiklikler yapıldı ve bu tebliğ ile motorlu taşıtlar sektöründe yapılan dikey anlaşmalara tanınan grup muafiyeti koşulları yeniden düzenlendi ve sonucunda da eski tebliğ yürürlükten kaldırıldı. Bu tebliğ değişikliği için Rekabet Kurumu tarafından öncelikle 2014 yılında sektör araştırması yapılmış; ayrıca bununla ilgili bir rapor hazırlanmış ardından da Mart 2016’da taslak tebliğ yayımlanmış ve ilgili tarafların görüşüne sunulmuştu.

Yeni tebliğe göz attığımızda nitel seçici dağıtım sistemi bakımından yine bir pazar payı eşiği belirlenmezken nicel seçici dağıtım ve münhasır dağıtım için ise eski tebliğde yüzde 40 olan pazar payı eşiği yeni tebliğ ile birlikte yüzde 30’a indirildi. Ayrıca eski tebliğde düzenlenen dağıtıcı ile yetkili servis arasındaki anlaşmanın başka bir dağıtıcı ya da yetkili servise aktarılması konusunda rıza gösterilmesi şartı yeni tebliğde kaldırılırken, tarafların aralarındaki sözleşmeyi feshetmeleri için yazılılık ve gerekçelilik şartı ile bağımsız uzmana ya da hakeme başvurma gerekliliği de yeni tebliğde yer almadı. Bu hususların yanında feshe ilişkin olarak yeni bir düzenleme getirildi. Buna göre taraflar arasındaki sözleşme eğer 5 yıl süre ile yapılmışsa yenileme döneminde en az 6 ay önce fesih bildiriminin yapılması şayet sözleşme belirsiz süreli ise ihbarın 2 sene önce yapılması gerekliliği yeni tebliğde düzenlendi.

Yeni tebliğle beraber eski tebliğden farklı olarak rekabet etmeme yükümlülüğü ayrı bir maddede düzenlenerek motorlu taşıtların ve yedek parçaların dağıtımı ve bakım ve onarım hizmetlerinin sağlanmasına ilişkin her biri özelinde düzenlemeler getirildi ve eski tebliğde yer alan genel geçer nitelikteki rekabet etmeme yükümlülüğü kaldırılmış oldu.

Bunların yanı sıra eşdeğer parça ve orijinal yedek parça tanımları daha detaylı hale getirilirken, grup muafiyetinin kapsamı dışına çıkaran uygulamalarda ise daha geniş bir listeye geçiş yapıldı. Ayrıca muafiyetin geri alınması için önemli miktarda pazar payının gerekliliği yeni tebliğle beraber somut hale getirilerek ilgili pazarın yüzde 50’sinden fazlasını kapsaması koşulu getirildi.

Son olarak yüzde 30’luk pazar payı eşiğinin aşılmasına ilişkin de yeni bir düzenleme getirildi ve başlangıçta yüzde 30’dan fazla olmayan pazar payının yüzde 35’i aşmayacak şekilde eşiği geçmesi halinde geçtiği ilk yılı takiben iki yıl boyunca muafiyetin devam edeceği kararlaştırılırken başlangıçta yüzde 30’u aşmayan ancak sonrasında yüzde 35’i aşan hallerde ise muafiyetin 1 yıl süre ile devam edeceği düzenlendi.

Hâkim durum iddiaları mercek altında

Yeni yıla Rekabet Kurumu tebliğler yayımlayarak başlarken Kurum bünyesinde Rekabet Kurulu da yürüttüğü soruşturmaları sonlandırmaya devam etti. Bu noktada en önemli iki karar ise hâkim durumun kötüye kullanıldığı iddialarına ilişkin olarak verilen Mey İçki ve Luxottica kararları oldu.

Mey İçki’ye yönelik olarak bir buçuk yıldır süregelen soruşturma 17 Şubat tarihinde sonuçlandırıldı ve Mey İçki için ortaya çıkan tablo oldukça ağır nitelikte oldu. Hâkim durumda bulunduğu alkollü içki pazarında rakiplerinin faaliyetlerini engelleyici davranışlarda bulunduğu iddiası ile yürütülen soruşturma sonucunda Rekabet Kurulu, Mey İçki’ye yönelik olarak Kanun’u ihlal ettiği sonucuna vardı ve 155 milyon TL cezaya hükmetti. 155 milyon TL’lik cezanın yanı sıra mal alım anlaşmaları kapsamında verdiği indirimin, indirim dönemi başında peşin olarak ödenmesi uygulamasına son verilmesi, geleneksel satış notlarına rakı kategorinde raf yerleşimi ve ürün dizilimine bağlı olarak finansal fayda sağlanması uygulamasına son verilmesi, geleneksel kanaldaki satış noktalarında rakı bulunan raflar bakımından verdiği tavsiyelerin nitelikleri, rakiplerin raf dizilimine müdahalede bulunmaması gibi ekstra yükümlülükler de getirdi.

Kurul’un Mey İçki’ye yönelik uyguladığı 155 milyon TL’lik ceza aynı zamanda Kurul tarihine de geçti ve bir soruşturma içerisinde bir şirkete yönelik olarak uygulanan en büyük dördüncü ceza oldu. Ayrıca yıllık cirosunun yaklaşık yüzde 4,2’sine denk gelen bu ceza Kurul tarihinde hâkim durumun kötüye kullanıldığına ilişkin hükmedilen cezalarla karşılaştırıldığında da oldukça yüksek bir orana sahip. Bu sebeplerle Rekabet Kurulu’nun Mey İçki’ye uygulamış olduğu yaptırımlar önümüzdeki seneler için bir mihenk taşı niteliğindeyken ayrıca şirketler açısından da rekabet kurallarına uyum konusunun ne denli önemli olduğunu hatırlatan önemli bir uyarı niteliğinde oldu.

Yine Şubat ayı içerisinde hâkim durumun kötüye kullanıldığına ilişkin verilen diğer bir karar ise Luxottica’ya ilişkin oldu. Bir buçuk yıldır yürütülen soruşturma 28 Şubat tarihinde sonuçlandırıldı. Rekabet Kurulu Luxottica’nın markalı güneş gözlüklerinin toptan satış pazarında hâkim durumda olduğunu ve bu pazarda rakiplerinin faaliyetlerini zorlaştırıcı uygulamalar yürüttüğü sonucuna ulaştı. Bu karar sonucunda Kurul Luxottica’ya yönelik olarak yıllık cirosunun yüzde 0,75’ine denk gelen 1,7 milyon TL’lik idari para cezasına oybirliği ile hükmetti.

Teknoloji devi soruşturma altında: Google

Rekabet Kurulu bir yandan büyük şirketlere yönelik olarak yürüttüğü soruşturmaları sonuçlandırırken diğer yandan yeni soruşturma kararları vermeye de ara vermedi. Nitekim 6 Mart tarihinde Google’a yönelik başlattığı soruşturma oldukça ses getirecek türden oldu. Google bünyesindeki Google Inc., Google International LLC ve Google Reklamcılık ve Pazarlama Ltd. Şti.’nin mobil işletim sistemi ve mobil uygulama ve hizmetlerin sunumuna ilişkin davranışlarının ve Google ile orijinal ekipman üreticileri arasında imzalanan sözleşmelerin rekabet hukukuna aykırı olduğuna ilişkin soruşturma başlatıldı.

Soruşturmaya konu olan şikayet daha önce Kurul’un önüne gelmiş ancak Kurul 28 Aralık 2015 tarihinde soruşturma açılmamasına karar vermişti. Ankara Bölge İdare Mahkemesi tarafından 9 Kasım 2016 tarihinde Kurul tarafından soruşturmanın açılmasına gerek olmadığına ilişkin verilen kararın yürütmesinin durdurulmasının ardından Kurul konu üzerinde kararını yeniden değerlendirerek soruşturma başlatılmasına karar verdi.

Sonuç: Rekabet kurallarına uyum

Kurum bünyesinde 2017 yılının ilk iki ayı bu şekilde yoğun ve hareketli geçerken, aslında 2017 yılının Kurum açısından nasıl geçeceğine dair de izlenimler vermiş oldu. Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu yıl da Rekabet Kurulu başlattığı soruşturmalar ve verdiği kararlarla Türkiye gündeminde oldukça sık bir biçimde karşımıza çıkacağını göstermiş oldu. Bunun da etkisiyle şirketlerin ve yöneticilerin ajandalarında rekabet kurallarına uyum hususunun bu sene de önemli yer teşkil edeceği hiç de şaşırtıcı olmasa gerek.

Dr. M. Fevzi Toksoy