Turkishtime AR-GE 250


Die Welt yazarı, Turkishtime için yazdı.... "Türk turizminin krizi belki de fırsat"

Barış Soydan

2016’dan önce de turizmde bir dönüşüm gerektiği hissedilmekteydi… Türkiye’nin barış ve istikrara ihtiyacı var…

Veronika Hartmann

Berliner Morgenpost, Hamburger Abendblatt Deutsche Verkehrszeitung ve Die Welt yazarı ve Global Connection gazetecisi

2016 yılı kötü değil, felaket geçiyor!” – Turist rehberi Ahmet Aybar, Türk turizminin bu sezondaki durumunu bu sözleriyle açıklıyor. Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Şubat ayında rezervasyonların yüzde 50’sine kadar iptal edildiği konusunda şikayetlerini dile getirmişti. TÜRSAB’a göre bu durum 500.000 kişinin işini kaybedebileceği anlamına geliyor. Almanya’dan gelen VİP-turistler konusunda uzman olan Aybar, bu durumdan mağdur olan birçok kişiden biri. Şu ana kadar turizm Türk ekonomisinin lokomotifi olduğu gibi, bu sektöre bağımlılık da yüksek düzeydeydi. Merkezi Almanya’da bulunan dünyanın en büyük seyahat acentesi TUI-Grubu, Türkiye ile ilgili rezervasyonların yaklaşık yüzde 40 oranında gerilediğini neredeyse aynı zamanda duyurdu. Turistler 2016 yılının ilk çeyreğinde gelmediler. Geçen yıl ile karşılaştırıldığında yüzde 10,3 oranında bir azalma vardı. Nisanda ise sadece 1,75 milyon turist geldi ve geçen yılın aynı dönemi ile kıyaslandığında yüzde 28’lik bir gerileme görüldü. Özellikle Alman ve Rus turistleri gelmiyor.

 

Bu turist kaybının nedeni bir taraftan terör eylemlerinden korku, diğer yönden ise siyasi gerginlikler. Rusya ile olan sorunların başında Suriye’deki savaş geliyor. Rusya Başkanı Vladimir Putin, Türk hava sahasını ihlal ettiği gerekçesiyle geçen Kasım ayında TSK tarafından bir Rus savaş uçağının vurularak düşürülmesi sonucunda vatandaşlarını uyararak Türkiye’ye gitmemelerini istemişti.

 

Başta Almanya olmak üzere, Avrupa Birliği ülkeleri ile çok sayıda mevcut farklı konulardaki diplomatik rahatsızlıklar, ikili ilişkilerde uyumsuzluğa neden oldu. Kısmen de turist gruplarına yöneltilmiş olan Ankara ve İstanbul’daki terör saldırılarından sonra bu bölgelere seyahat etmeme yönünde uyarılar yapılıyor. Aslında Türkiye çekiciliği konusunda hiçbir şey kaybetmedi. Seyahat muhabiri ve seyahat rehberi yazarı Gabriele Tröger ülkeyi uzun süredir tanıyor ve eşi Michael Bussmann ile birlikte dokuz kitap yazdı. Son seyahatinde güncel durumla ilgili şu izlenimi edindi: “Türkiye ve özellikle de en güzel mevsim ile ilgili işten geçimini sağlayanlar için bir felaket söz konusu. Büyük turizm şirketleri ve otel zincirleri bir şekilde bu krizin üstesinden gelebilirler. Ancak asıl soru, küçük pansiyon ve aile işletmelerinin nasıl ayakta kalacağı.” Sonuçta özellikle küçük işletmeler ve serbest çalışanlar mağdur olacak.

 

Hüseyin Baraner de, Almanların şu sıralarda Türkiye’ye seyahat etme konusunda çekimser kaldıklarını gayet iyi biliyor. Kendisi Travel Network şirketinin sahibi; örneğin TUI gibi önde gelen birçok turizm şirketinin danışmanı olarak faaliyet gösteriyor. Safkan turizmci olan Baraner onlarca yıldır çeşitli birlik, girişim ve derneklerde sektörün gelişmesi için çaba göstermekte olup en son olarak üç ay önce “Turizmde Yeni Hamle ve Hareket Platformu’nu” kurdu. Turizmin yıllarca kendi kendine başarılı olduğunu vurgulayan Baraner şöyle diyor: “İkili ilişkilerde son yüz yılın dip noktasına erişildi. Eskiden sadece bir otelin inşa edilmesi ve iyi servis sunulması yeterliydi, gerisi kendiliğinden geliyordu.”

 

Ancak Baraner şu andaki kriz ile birlikte bir fırsatın da doğduğuna işaret ediyor çünkü düşüncelerine göre şu ana kadar yanlış yere odaklanılmış durumda. Türk kültürünün doğru bir şekilde pazarlanması gerekiyor. Baraner’e göre kriz yılı olan 2016’dan önce de sektörde bir dönüşüm gerektiği hissedilmekteydi. Baraner, 2018’de açılacak olan üçüncü havaalanının sadece turizme değil, genel olarak Türk ekonomisine de canlılık getireceğini varsayıyor. Aybar, Baraner ve Tröger, turzmin yıldızının yeniden parlaması için Türkiye’nin barış ve istikrara ihtiyaç duyduğu konusunda hemfikir.