Turkishtime AR-GE 250


İstanbul'da hafta sonu için 6 yeni mekan

Barış Soydan

 

 

Geçen Eylül’de hayatımıza giren Bomontiada, “yeni nesil kültür ve sanat merkezi” Uniq, gösterilerin kalbi haline gelen Zorlu Performans Sanatları Merkezi ve diğerleri… İstanbul’u dönüştüren mekanlar…

 Yazı Bahar Turkay

İstanbul nüfusu hızla artan, dinamik bir kent. Bu dinamizmin ve sahip olduğu uluslararası konumun kentin kültür-sanat yaşantısına olan etkisi ise farklı boyutlarda kendisini gösteriyor.

Kültür-sanata eşit şartlarda erişim hakkı konusunda dünyanın pek çok kenti gibi İstanbul’da da yapılması gereken daha çok şey var. Bunun verdiği motivasyonla da olsa gerek kentin kültür-sanat ekseni son yıllarda hareketli bir seyir izliyor. Konser, sahne performansı, festival ve gösteri gibi çoklu gösterimlere, kalabalık ekiplere, yüksek kapasite gerektiren prodüksiyonlara imkan sağlamak ve daha fazla sayıda izleyiciye ulaşmak amacıyla açılan yeni mekânlar, kentin kültür sanat yaşantısında yeni bir seyir deneyimi yaratmaya başladı bile. Kültür-sanatın mekânlar ve o mekânlarda sunulan içeriklerle gittikçe genişlemesi ve etki alanını yaygınlaştırması ümidiyle, gittikçe daha çok ilgi gören ve gün geçtikçe gelişen bu mekânlardan en dikkat çekici olanlarını inceledik…

 

Bomontiada

İlk sakini BabylonBomonti ile geçen yıl Eylül'de hayatımıza giren ve çeşitli etkinliklerle pek çok izleyiciyi ağırlayan Bomontiada, tarihi Bomonti Bira Fabrikası’nın yeniden işlevlendirilmesiyle hayata geçti. Mekân, “İstanbul'un merkezinde bir araya gelme kültürünü tekrar yaşatma” hedefiyle “bir yaratıcı kültür kampüsü” olarak tasarlandı. Bomontiada’nın önemli hedeflerinden biri, kendi ifadeleriyle, “Çevresine örülecek kitleyle bütünleşecek şehrin kültür ve yaşam döngüsünü değiştirecek bir program” yaratmak. Bu amaçla, çevrede yaşayanların ve çalışanların en doğal katılımlarını sağlamak için kampüsün avlusu ve çeşitli ortak kullanım ve buluşma alanları SANALarc mimarlık firması uzmanlığında ayrıca tasarlandı.Kilimanjaro

Kampüsün en bilinen mekânı BabylonBomonti... Anlık buluşmalar için keyifli bir alan sunan fuayesi ve BabylonBomonti sahnesinin bulunduğu 500 kişilik ana mekânı ile birlikte burası yalnızca müzik performansları ve konserlere evsahipliği yapan bir kulüp olmanın ötesine geçerek önümüzdeki dönemde alternatif tiyatro ve sinema etkinliklerini de ağırlayabilecek. BabylonBomonti’nin yanı sıra kampüste, direktörlüğü ve küratörlüğünü Mari Spirito'nun üstlendiği yeni bir çağdaş sanat merkezi Alt yer alıyor. Bomontiada’nın alt katında yer alan mekân, yöneticilerinin ifadesiyle, “Türkiye ve yeryüzünde değişmekte olan koşullara karşılık veren yeni sanatsal ifadelere yer vermeyi ve paylaşımcı, katılımcı bir kültürel platform oluşturmayı amaçlıyor.”

Kampüsteki önemli mekânlardan bir diğeri, bir etkileşim ve yaratıcılık platformu olan, mühendislik, teknoloji, tasarım ve girişimcilik gibi farklı alanlarda fikirlerin, yenilikçi keşiflerin ve üretimlerin hayata geçebilmesi için işbirlikçi bir ortam sunan Atölye, 700 m²’lik ortak kullanım alanlarında kendi anlatımlarıyla; “disiplinler arası ve kültürler arası güçlü bir etkileşim yaratıyor. Bunun için farklı sektörlerde çalışan ve kalıpların dışında düşünebilen küresel bir ağın küratörlüğünü üstleniyor, yenilikçi fikirlere altyapı sağlıyor, şirketler ve kurumlarla birlikte özel etkinlikler düzenleyerek mekânı, sayısı gittikçe artan bir yaratıcı kitlenin hizmetine sunuyor”. Ekim 2015’ten itibaren, yaklaşık 55 etkinliğe evsahipliği yapan Atölye’de bugüne kadar workshop, eğitim, seminer gibi çeşitli etkinlikler gerçekleştirildi. Yaratıcı ekip, Bomontiada’daki varlıklarını şöyle tarif ediyor; “Atölye ağı Bomontiada programından beslenirken aynı zamanda bu program için içerik üretiyor, yer aldığımız coğrafya ile ilişkilerinin daha geçirgen, şeffaf ve etkileşimi kuvvetli bir hal olması hedefliyor. İçinde bulunulan mahalle ile iletişim halinde, birlikte yaşayan ve birlikte üreten bir ekosistem yaratmak üzere çalışıyor.” Uluslararası alanda proje geliştiren tasarımcı ve “maker”ları bir araya getiren British Council'in uluslararası projesi Maker Kütüphane Ağı’nın (Maker Library Network) Türkiye evsahipliğini de Atölye üstleniyor. Bomontiada kampüsünde tüm bu performans ve üretim alanlarının yanında, d.ream tarafından kampüse özel tasarlanan DeliMonti ve Kiva isimli farklı konseptlerde yeme&içme mekânları, Pozitif'in yeni projesi Kilimanjaro yer alıyor. Bomontiada, kentin kültür-sanat yaşantısını sunduğu deneyimlerle ve hazırladığı sosyal ve sanatsal içeriklerle eksenini kaydırdığı farklı bir bölgede renklendirmeyi amaçlıyor.

 

Zorlu Performans Sanatları Merkezi

Açıldığı günden bu yana uluslararası müzikaller ve yüksek prodüksiyonlu gösteriler dahil olmak üzere pek çok performansa evsahipliği yapıyor. Mekânda yer alan Ana Tiyatro, 350 m²'si hareketli, 528 m²'lik sahne ve arkası dahil olmak üzere toplamda 1.500 m²'lik büyük bir alana yayılan ve 12 ayrı mekanik asansörden oluşan sahnenin yanı sıra sahne altı girişlerine de olanak tanıyor. 2 bin 190 kişilik kapasiteye sahip tiyatro, ileri teknolojiye sahip video, ses ve ışık sistemleriyle de yurtdışındaki prodüksiyonu yüksek işlerin Türkiye izleyicisiyle buluşmasına imkân sağlıyor ve benzer büyüklükteki yerel prodüksiyonların da mekân arayışına yanıt veriyor.main theatre

Zorlu PSM'de Ana Tiyatro’ya ek olarak, tiyatro gruplarını ve akustik performansları ağırlayan “Drama Sahnesi” ve 110 ilâ 500 kişilik kapasitesiyle toplantı, kayıt ve atölye gibi farklı ölçekteki etkinliklerin kullanımına açık “Stüdyo” alanları yer alıyor. Mekânın özel partiler için vazgeçilmez adresi ise Mimar Emre Arolat’ın imzasını taşıyan VIP Lounge. Lounge, sunduğu gurme seçenekleriyle etkinlik öncesi ve sonrası için keyifli bir atmosfer sunuyor. Sergi mekânları da bulunan Zorlu PSM, üçüncü sezonunun ortasına geldi ve bugüne kadar 1000’den fazla etkinlikte 750 bine yakın da izleyici ağırladı.

 

Uniq İstanbul

Era Mimarlık'ın farklı ölçeklerde çeşitli etkinlik türlerini ağırlayacak şekilde tasarladığı Uniq İstanbul, Turkmall tarafından kentin yaşam ve iş dünyası adına en önemli merkezlerinden biri olan Maslak’ta “yeni nesil kültür ve sanat merkezi hedefiyle” Aralık 2014'te açıldı. 150 bin m² toplam inşaat alanına sahip mekan; ormanın içinde, yeşil bir dokunun ortasında oluşuyla ziyaretçilerine keyif veren bir deneyim sunuyor. Açıldığı günden bugüne 52 konser, 17 açık hava performansı, yaklaşık 10 basketbol maçı, 14 bireysel ve karma sergi gerçekleştirilen Uniq İstanbul ilk yılında yaklaşık 2 milyon 800 bin ziyaretçi ağırladı.

Kompleksin tamamı; 12 bin m² alana sahip Volkswagen Arena, 10 bin m² alanıyla yaklaşık 1200 kişi kapasiteli salon ve performans merkezi Uniq Hall, özellikle yaz aylarında keyifli bir konser mekânı olan Açık Hava Sahnesi, 2 bin 500 m²’lik bir sergi mekânı Uniq Müze, 1.000 m² açık etkinlik alanı, iki adet sanat galerisi ve genç sanatçılara sahne imkanı tanıyan Uniq Sahne'den oluşuyor. Özellikle Uniq Hall, geniş sahnesi ve teknik altyapısıyla kısa bir zaman içinde, geniş ölçekte müzik etkinlikleri ve sahne performansları için kentin önemli merkezlerinden biri olacak gibi görünüyor.Uniq Istanbul DSC_6449 copy

Bunlar yanında çocuklara özel etkinlik alanı the Zone’a ve MEF Üniversitesi'ne de evsahipliği yapan Uniq İstanbul’un, Maslak gibi performans mekânlarının toplandıkları daha merkezi alanlara biraz daha uzak mesafede olması bir dezavantaj gibi düşünülse de, toplu taşıma olanakları ve farklı izleyici gruplarına yönelik içerik ve programları bu dezavantajı bertaraf etmeye yetiyor.

Kompleksin içindeki performans mekânlarından farklı bir yere sahip alanlardan biri, yerel tasarımcıların ürünlerine yer veren bir tasarım mağazası olan Sade Dükkan. Sade Dükkan, kurucuları Yeşim Alpay ve Kerim Kürkçü’nün ifadesiyle, “yaratıcı fikirlerle birleşen el işçiliğine, yani sanata ve zanaate verilen değeri yansıtıyor.” Dükkan’ı tasarlarken, içinde bulundukları ve tasarımını Mimar Deniz Biber ile birlikte üstlendikleri Uniq Gallery’nin verilerini kullanan Alpay ve Kürkçü, galeride gerçekleşecek sergilerle de belirli bir dilde konuşabiliyor olmayı da göz önünde bulundurduklarını ifade ediyorlar. İçerisinde galeri olması ile de diğer konsept mağazalardan ayrılan Sade Dükkan'ın geleceğe dair planlarını Kürkçü; “İki mekân ve fonksiyonun birbirini desteklemesiyle sanat koleksiyonerlerinin tasarıma olan ilgisini de etkilemeyi hedefliyoruz” şeklinde anlatıyor.

 

Volkswagen Arena

Uniq İstanbul içinde yer alan ve 2014 yılının Haziran ayında açılan Volkswagen Arena kendi anlatımlarıyla, “akustiği, Avrupa standartlarındaki ses kalitesi, altyapısı, teknik donanımı ve sunduğu yeniliklerle ev sahipliği yaptığı tüm etkinliklerde izleyicilere iyi bir deneyim sunuyor”. “Shell&core” yapısı Turkmall ve Era Mimarlık tarafından hayata geçiren mekânın plan ve projeleri üzerinde ise Avrupa’nın lider mekânlarından ZiggoDome, Heineken Music Hall gibi konser alanlarının da projelendirilmesi sürecini üstlenen Hollandalı Black Box firmasıyla çalışıldı. Mekânın genel tasarımı ise Yazgan Mimarlık’a ait.

Mekânın müzik performansı etkinlikleri adına öne çıkan en önemli özelliği, Türkiye’nin yüksek sesli canlı performans altyapısıyla donatılan ilk kapalı müzik ve performans merkezi olması. Akustiği sağlamak için havalandırmadan elektrik tesisatına ve tuvaletlerine kadar tüm malzemelerin amaca uygun seçildiği salonun tasarımında operasyonel ve günlük işleyişe Mekan bugüne kadar Bob Dylan, Pixies, Travis, Blondie, Jack White, Morrissey, OneRepublic, Buena Vista Social Club, ChetFaker gibi dünyaca ünlü sanatçıların konserlerinin yanı sıra League of Legends Turnuvası, TEDxIstanbul konferansları, RedBull Son Şampiyon turnuvası, MissTurkey Güzellik Yarışması ve Zubizu Yılbaşı Alışveriş Günleri gibi birbirinden farklı etkinliğe evsahipliği yaptı. Volkswagen Arena’yı benzerlerinden ayıran en büyük özelliği altı saat içinde konser salonundan basketbol sahasına dönüşebilmesi. Özel portatif parke, pota ve tribünlerle bir basketbol sahasına dönüştürülebilen mekan, Kasım 2015’ten bu yana Darüşşafaka Doğuş’un Euroleague maçlarına evsahipliği yapıyor. Ayrıca kompleksin içinde yer alan yeme-içme ve sosyal kullanım alanları ziyaretçilere keyifli bir deneyim vaat ediyor.

 

DotKanyonda

İstanbul’un kültür sanat yaşamının içerik anlamında gelişmesi adına hayati önem taşıyan mekânlar arasında tiyatro sahneleri de yer alıyor. 10 yıl önce başladığı serüvenle birlikte kentte bir tiyatro hareketi yaratan Dot’un yeni tiyatro mekânı DotKanyonda Ekim 2015’te açıldı. Kuruluşundan bugüne, kendi sadık izleyici kitlesini oluşturmuş olan Dot; Kanyon’da açılan daha yüksek kapasite ve standartlardaki tiyatro mekânı ile çok daha fazla sayıda seyirci ile buluşmayı hedefliyor. Kanyon yönetiminin evsahipliği ve Han Tümertekin’in mimari desteğiyle gerçekleştirilen ve İstanbul'un sanat hayatında önemli bir yapıtaşı olacağı düşünülen yeni tiyatro mekânı DotKanyonda’nın proje tasarım ve uygulaması yaklaşık altı ayda tamamlandı. Dot’un oyun kurgusundan ve sahne tasarımlarından alışkın olduğumuz şekilde, “oyun alanının” mekânın istenilen her yerine kurulabilmesi ve “seyir alanının” sahnelemeye göre değişmesi fikrinden yola çıkarak boş bir hacim olarak tasarlanan mekânda, her bir yeni projede seyirci sayısı 100 ile 200 kişi arasında değişiyor.

Mimari projesini Han Tümertekin’in yaptığı ve MGT Mimarlık, Mimar Murat Oral ve Mimar Selçuk Şenoldu’nun uygulama projesini üstlendiği DotKanyonda’da şu anda dört oyun sahneleniyor. Oyunlar Pazartesi hariç, haftanın altı günü oynanıyor.

 

Boğaziçi Üniversitesi Demir Demirgil Salonu

Tiyatro sahneleri arasına yeniden katılan önemli mekânlardan bir diğeri, Boğaziçi Üniversitesi’nde yer alan ve yenileme çalışmalarının ardından Şubat 2016 itibariyle perdesini yeniden açan, yaklaşık 100 yıllık Demir Demirgil Tiyatro Salonu. Sekiz aylık restorasyon çalışmalarının ardından orijinal haline sadık kalınarak baştan sona restore edilen salon, Halukar Mimarlık tarafından yapılan projeyle birlikte oyunlar için gerekli olan güncel teknik ve mekânsal ihtiyaçlara daha verimli şekilde cevap verecek bir noktaya geldi. Yenilenmiş hali ile İstanbullu tiyatroseverleri Boğaziçi Üniversitesi’nde ağırlamayı amaçlayan salonda seyirci kapasitesi de artırıldı. Boğaziçi Ünv. Demir Demirgil Salon_3Haldun Dormen ve Genco Erkal gibi isimlerin ilk sahne deneyimlerine de tanıklık etmiş ve 100 yıla yakın bir süredir sanat ile yaşamış Demir Demirgil Tiyatro Salonu'nu kente yeniden kazandıran ekip, salonun sahip olduğu değer ve hikayesiyle ilgili olarak şunları anlatıyor; “Salonun tarihçesini ve dokusunu son derece önemsiyoruz. İlk resmi oyun gösteriminin fakülte üyelerinin kurduğu Hisar Players tarafından 1920 yılında yapıldığı salonumuz; şimdiye kadar Robert Kolej Oyuncuları’na, Amerikan Kız Koleji Drama Birliği’ne ve 1971 sonrası da Boğaziçi Üniversitesi Oyuncuları’na evsahipliği yaptı. Uzun yıllar özel bir isme sahip olmayan tiyatro salonuna; 1990 yılında, aynı yıl hayatını kaybeden değerli Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi hocası Demir Demirgil’in ismi verildi.