Turkishtime AR-GE 250


Le Monde yazarı Turkishtime için yazdı... Türk ve Fransız turizminin ortak noktaları ve geleceği

Turkishtime Dergi

 

 

 

Global Connection gazetecisi, Le Monde ve Le Figaro yazarı Jacques Rossi Turkishtime için yazdı!

 

Türkiye turizmi, ortak özelliklerden yola çıkarak Fransa’nınkine benzer tanıtım faaliyetleri yürüterek hızla ilerliyor ama aynı zamanda kendi kartları ile oynuyor. İki ülkede de kültürel turizm olsun, gastronomik, sportif turizm, deniz tatili, çevrecilik, mesleki turizm olsun her türlü turistik çeşitlilik mümkün.

 

 

Fransa ve Türkiye, birçok ortak turistik değerlere sahip olan iki ülke. İki ülkenin de hayli elverişli coğrafi konumlarından dolayı önemli turistik potansiyeli mevcut. İkisinin de aralarında Akdeniz’in de olduğu birçok denize kıyısı var ve iki ülke de birçok akarsuyun ve gölün yer aldığı dağ sıralarına sahip. Dolayısıyla bu ülkeler, deniz kıyısında olsun dağlık ya da kırsal bölgelerde olsun, çeşitli aktivitelerin mümkün olduğu, farklı bölge ve yörelerden zengin tarihi birikim ve gastronomi de sunan birçok turistik bölgeye sahip. İki ülkede de antik çağlardan gelen birçok tarihi SİT alanı mevcut. İki ülke de çoğu gerçek anlamda müzeleri bulunan birçok antik şehre ve sembolik önemi büyük iki başkente ev sahipliği yapıyor. Dolayısıyla Fransa ve Türkiye’de kültürel turizm olsun, gastronomik, sportif turizm, deniz tatili, çevrecilik, mesleki turizm olsun her türlü turistik çeşitlilik mümkün. Ilık ve güneşli iklim de turizme son derece elverişli koşullar sunuyor.

Türkiye turizmi, bu ortak özelliklerden yola çıkarak ve Fransa’nınkine benzer tanıtım faaliyetleri yürüterek hızla ilerliyor ama aynı zamanda kendi kartları ile oynuyor. Fransa’nın turizm tanıtım işlerini yürüten merciler, “Atout France” (Fransa Değerleri) kampanyası çerçevesinde işbirliği yapan idari bölgeler ve hükümetin merkezi hizmetleri. Böylelikle her şehir, kendi turizm faaliyetlerini profesyonellerle ortaklık kurarak geliştirebiliyor. Finansman fonları ya da turistik mekan sözleşmeleri gibi birçok araç kullanıyor.

Terör saldırılarına rağmen, Paris ve çevresindeki yabancı menşeli konaklama gecesi sayısı yüzde 15 düşmüş olsa da, Fransa dünyanın en büyük turizm destinasyonu olmaya devam ediyor. Bu olayların ardından hemen, turistik forumlar ve tanıtım kampanyaları organize edilerek hafifletici tedbirler alındı. Terör riskinin olmadığı ülkeler olan Çin ve Hindistan’da vize süreçlerinin hızlandırılması ile ziyaretçi sayılarında çok olumlu sonuçlar elde edilmiş oldu.

Geleceğe ilişkin belirsizliklerin en önemlisi, kişilerin güvenliği ile ilgili olanı ve bu saldırıların ortadan kaldırılması son derece gerekli. Aksi takdirde turizm müşterileri, bütün çekiciliğine rağmen Fransa’dan yüz çevirebilirler. Terörist tehditlerin ortadan kaldırılması için alınması gereken radikal tedbirler, bugün hiç olmadığı kadar elzem. En son yaşanan ve turistlerin korkularını körükleyecek olan Nice saldırısı da bunu açıkça gösteriyor.

Büyük Britanya’nın AB’den çıkması ve İngiliz Sterlini'nin euro karşısında değer kaybetmesi de, İngilizlerin Fransa’ya gelme kararlarına ve harcamalarına güçlü derecede etki edebilecek unsurlar.

Fransa turizminin hedefi, bölgelerinin tümünün gelişmesi için yapısal tedbirler almak ve aynı zamanda insanların ülkede daha uzun süre kalmasını, daha çok yeri ziyaret etmesini ve daha fazla para harcamasını sağlamak. Bütün turizmciler özgün ve kaliteli hizmetler ve ürünler sunmanın gerekliliği konusunda hemfikir. Mesela klasik turizme tamamlayıcı olarak ekolojik turizm, şaraplık bağ turizmi, balneoterapi ve sağlık turizmi ve aynı zamanda iş turizminin geliştirilmesi gibi...

Türk turizminde yapılan tanıtımlar da ülkenin değerlerini Fransa’nın stratejisine oldukça benzer yöntemler kullanarak öne çıkarıyor. Elbette Türkiye laik ve modern bir ülke olmaya devam etmelidir ve ileri görüşlü lider kemal Atatürk’ün ülke çapında yerleştirdiği kadın-erkek eşitliğini sürdürmelidir; çünkü açık ve özgür bir ortam turizm için olmazsa olmaz koşullardan biridir. Bu temelde, ülkenin turistleri, özellikle de Avrupalıları kendine çekmek için birçok değeri mevcut.

Türkiye özellikle de Brexit’ten faydalanabilecektir çünkü İngilizler sterlin bazındaki alım güçlerindeki düşüşü telafi edebilecek destinasyon arayışına gireceklerdir. Fransa’da olduğu gibi, Türk hükümeti de turizm faaliyetlerinin tanıtımına finansman sağlıyor: Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından turizm tanıtım ve pazarlama faaliyetlerine ayrılan yıllık bütçe yaklaşık 100 milyon dolar civarında ve bu meblağ reklam, çeşitli mesleki fuarlara katılma, turizmciler için seminerler ve çalıştay düzenleme gibi faaliyetlerde kullanılıyor. Bakanlık, yaklaşımını özellikle de hedef kitlelere yönelik turizm geliştirme stratejisine dayandırıyor. Söz konusu olan, alışıldık mevcut pazarlara ve büyümekte olanlara yönelik talebi çoğaltmak, yüksek gelir seviyesindeki ziyaretçilerin yüzdesini artırmak, kişi başına düşen turizm harcamalarını ve konaklama günü sayısını artırmak, düşük sezonda turizm talebini genişletmek, özel turizm segmentlerine olan talebi geliştirmek (kültür ve spor turizmi, konferans ve motivasyon turizmi, sağlık ve sıhhat turizmi gibi) ve Türkiye’nin çeşitli bölgelerindeki turizm dağılımını dengeli bir hale getirip istikrarlı bir gelişim sağlamak.

İşte ülkenin çekiciliğini artıran bu tanıtım çalışmaları, Fransız turizminin ortaya koyduklarıyla benzerlikler içeriyor. Zira iki ülkenin turizm değerleri de oldukça benzer. Türkiye bugün dünyanın altıncı en büyük turizm destinasyonudur.

Bu başarının önündeki en büyük tehdit şu anda, Türkiye’nin sınırında ne yazık ki palazlanmış olan İslam Devleti’nin saldırıları. Bu saldırıların etkileri Rusya ile askeri uçağının düşürülmesinden sonra yaşanan krizle de açıkça tecrübe edildi ve sonuç olarak turist sayısında yüzde 35’e yakın bir azalma görüldü. Fransa için de geçerli olan bu fanatik terörizm hızla ve temelinden ortadan kaldırılmalıdır. Aynı zamanda Rusya ile ilişkilerin normalleşmesi gerekir ki, Türkiye kıyılarına zaten bayılan Rus turistler geri gelebilsin. İç politikada ise Kürtlerle olan ilişkiler, iki tarafın da çıkarı gözetilerek yatıştırılmalıdır ki, turizm ülkenin bu bölgelerinde de gerektiği gibi yeşerebilsin. Şu anda hükümet, krizden etkilenmiş olan turizm aktivitelerine yardım etmek için bir acil yardım planı başlattı.

Böyle bir bağlamda bile, Türkiye Fransızların tercih ettiği destinasyonlardan biri. Her sene bir milyon Fransız Türkiye’yi ziyaret ediyor. Fransızlar 500 yıldan beri süren tarihi ilişkilerinin devamında, Türkiye’nin özellikle de tarihi yerlerini ve İstanbul şehrini beğeniyorlar.

Vize başvurularına hızla yanıt veriliyor ve vizeler, yolculuklar önünde engel teşkil etmiyor. Gastronomi ve yaşam tarzı da iki ülke arasındaki sıkı bağlardan birini teşkil ediyor; ziyaretçileri buyur eden, nefis balıkların ve zeytinyağlı yemeklerin tadına bakabileceğiniz teraslar herkes tarafından beğeniliyor.

Şu anda devam eden karışıklıkların sona ermesiyle, bu şahane ülke Rus, Avrupalı ve dünyanın dört bir yanından gelen turistleri kendine çekmeye devam edecektir. Ziyaretçiler, yüzyıllardır azametli sarayları ve camileriyle, Boğaz ve Haliç’in nefes kesen manzaralarıyla seyyahları etkileyen İstanbul’un büyüsünü görmeye geleceklerdir. Aynı zamanda Ege ve Akdeniz’in şahane kıyılarında mest olacak, Kapadokya manzaralarının ihtişamına hayran kalacaklardır. Hem kıyılar hem de Kapadokya, en eski Antik çağlardan beri güzellikleri tescillenmiş bölgelerdir ki, bunun en somut kanıtı da bu bölgelerde yer alan müthiş tarihi yerlerdir.