OSB Yıldızları Araştırmması


İpekyolu canlanıyor...

Barış Soydan

Garanti Bankası Şanghay Baştemsilcisi Noyan Rona Turkishtime için yazdı...

Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping’in 2013 Eylül ayında dillendirdiği “İpek Yolu Ekonomik Kuşağı” ile “21. Yüzyıl Deniz İpek Yolu” projeleri giderek somutlaşıyor ve ilgili ülkeler nezdinde daha çok konuşulur hale geliyor.

Çin yönetiminin üzerinde ciddiyetle çalıştığı söz konusu bu iki proje, “Bir Kuşak Bir Yol” olarak adlandırılıyor ve dünya nüfusunun yüzde 63 oranına denk gelen 60 ülkedeki 4.4 milyar nüfusu içermekte olan İpek Yolu Ekonomik Kuşağı, ekonomik hacim olarak 21 trilyon dolar büyüklüğü ile de dünya ekonomisinin yüzde 29’unu temsil ediyor.

İpek Yolu Ekonomik Kuşağı marjında birkaç yol güzergahı önerilmekle birlikte genel olarak kabul gören güzergah; Tarihi İpek Yolu’nun başlangıç noktası olan Xi’an şehrinden başlayarak Gansu eyaleti ve Xin Jiang Uygur Özerk Bölgesi, Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, İran, Irak, Suriye, Türkiye, Karadeniz üzerinden Bulgaristan, Romanya, Macaristan, Slovakya, Çek Cumhuriyeti ve Batı Avrupa...

Bir diğer yol ise (denizden İpek Yolu) Çin’in güneydoğusundaki sahil şeridinden yola çıkarak Vietnam, Singapur, Malezya, Endonezya gibi Güneydoğu Asya ülkelerinden geçerek Malakka boğazı yoluyla Hind Okyanusu ve Afrika kıyıları, Kenya ve Somali güzergahı üzerinden Yemen ve Kızıldeniz, Suudi Arabistan, Sudan, Mısır ve Süveyş kanalı ile Akdenize geçen bir güzergah öneriliyor.

Çin hükümeti söz konusu iki projenin hukuki altyapısını kamu kurumlarının ortak genelgesi halinde hazırlayarak bir genelge ile 28 Mart 2015'te açıkladı.

Genelgeye göre projenin amacı; dünya ekonomisindeki globalleşme ve çok kutupluluk, kültürel çeşitlilik ve toplumsal informasyonun gelişmesine paralel olarak bölgesel işbirliğini geliştirmek, ekonomik faaliyetlerin özgür ve intizamlı olarak yürütülmesi, kaynakların yüksek verimlilikte paylaşımı ve pazarın derinlemesine entegrasyonu ile güzergah ülkeleri arasındaki ekonomik kalkınmışlık farklılıklarının giderilmesi için çalışılması, Asya, Avrupa ve Afrika ile bunu çevreleyen sahil şeridindeki bütün ülkeler arasında karşılıklı ulaşım ve iletişimin kurulması ve ortaklık ilişkilerinin tesis edilmesi.

Bir diğer ilke ise stratejik ilkeler başlığında ele alınıyor ve barış içinde bir arada yaşamak, içişlerine karışmamak, karşılıklı sınırlara saygı göstermek, işbirliğine açık tavır takınmak, uyumlu ve kucaklayıcı olmak, her ülkenin kendi seçtiği kalkınma yol ve yöntemlerine saygı göstermek, farklı kültürler arasındaki diyalogu geliştirmek, işbirliğinde pazar ekonomisi koşul ve kurallarına saygı göstermek olarak ifade ediliyor.

Projedeki ortak rehber düşünce de, güzergah üzerindeki altyapı tesislerinin daha da iyileştirilmesi, kara, deniz ve hava ulaşım ağının şekillendirilerek kurulması, yatırım ve ticaretin daha da serbestleştirilerek kolaylaştırılması, yüksek standartta serbest ticaret bölgeler ağının oluşturulması.

 

Projenin temel stratejileri

  1. Dünya ticaretinin geliştirilmesi
  2. Global ekonomiye yeni bir kalkınma yapısı ve işbirliği yöntemi önerilmesi
  3. Dünya ekonomik düzeninde yapısal iyileştirmeyi sağlamak, Batı ve ABD’nin kurduğu ve dikte ettiği bir düzen yerine, daha adil ve kalkınmakta olan ekonomileri daha dikkate alan bir düzenin oluşmasına katkıda bulunmak
  4. ABD’nin Asya Pasifik bölgesine yayılmasını ve bölgede etkin olmasının karşısında bir alternatif yaratmak
  5. Ülkedeki (Çin’deki) kalkınmışlık farklılıklarını, bölgesel gelir dağılımı farklılıklarını gidermek

 

Çin'i bekleyen sınamalar

Çinli akademisyenler söz konusu projenin büyük oranda gerçekleşmesi için 30 ilâ 50 yıla ihtiyaç olduğunu belirtiyorlar ve projenin karşılaşacağı sınamaları şöyle sıralıyorlar...

1.Güzergahın birçok bölgeyi kapsaması, ihtiyaç hissedilen sürenin uzunluğu, kalkınmada en çok potansiyeli taşıyan koridor, ister jeopolitik açıdan ister güç yapısı açısından bakılsın, bir kuşak bir yol stratejisi birçok menfaat çatışmasına yol açabilir. ABD global hegemonyasını sürdürmek isteyecek, güzergah üzerindeki ülkeler ve Çin ile sürtüşme yaşanabilecek ve bölgesel işbirliği sisteminin iyileşmesine olumsuz etki yapacaktır.

  1. Güzergah üzerindeki ülkeler ile Çin arasında menfaat çatışması yaşanabilir.
  2. Güzergahın dışında kalma ihtimali bulunan Hindistan’ın sınamaları ile Çin’in karşı karşıya kalması da gözardı edilmemeli.
  3. Bölge ülkelerinin kalkınmışlık düzeyi gayet orantısız. İşbirliğine ilişkin bir sistem henüz net olarak olgunlaşmadı.
  4. Çin içerisinde bölgeler arasındaki rekabetin aşırı yükselmesi de potansiyel olarak Çin’in karşı karşıya kalacağı bir sorun olarak ortaya çıkabilir. Eyaletler bu projenin meyvesini almak isteyebilir ve birbirleri ile kıyasıya rekabete girmeleri olası. Rekabet,eyaletler arası işbirliğinin önüne geçecektir.
  5. Çokpartili sistemin uygunlandığı ülkelerde proje, muhalefet partilerinin günah keçisi olabilir veya iktidar partisinin iktidarının devamını sağlamasına alet olabilir. Farklı ittifaklara üye ülkeler arasında anlaşmazlık nedeni olabilir.
  6. Güzergah, Asya’da değişik siyasi yaklaşımlar, din, kültürel farklılıkların birbirini etkilediği bölgeyi kapsıyor. Burada 100’den fazla ulus yaşıyor. Uzun süreli fakirlik ve dış etkenlere açık olunması Afganistan gibi uzun süreli çatışmaların meydana geldiği bir ortamı yaratabilir. Aşırıcılık, bölücülük ve terör tehdidi her zaman potansiyel olarak bölgede var olacaktır.
  7. Güney Çin denizinde ve burada yer alan adalar üzerinde egemenlik hakkı iddiaları da potansiyel olarak sürtüşme yaratmaya adaydır.
  8. Güzergah ülkelerinin farklı değer yargıları, kültür, milliyet, etnik özelliklerdeki farklılıkların giderilmesini teminen sistem veya sistemlerin bulunarak uygulamaya konulması gerekli. Bu projenin planlayıcısı, lideri ve uygulayıcısı olarak bu görev de Çin’in omuzlarında olacaktır.
  9. Güzergah üzerindeki bazı ülkeler, projenin hayata geçmesiyle ucuz Çin mallarının kendi iç piyasalarını işgal edeceğini ve bu yüzden işsizlik ve çevre kirliliği sorunlarının ortaya çıkacağını varsayarak projeyi Çin’in tehdidi olarak görebilir.

 

Projenin Türkiye-Çin ilişkilerine etkisi

  1. Türkiye, İpek Yolu projesindeki en uzun güzergaha sahip ülkelerden biri.
  2. Projenini başarısı, Türkiye’nin bu projede etkin olması ve iki ilke arasındaki işbirliğinin verime bağlı olacak.
  3. Türkiye’nin doğusundan batısına kadar inşa edilecek tren yolu ve Boğaz geçişi ile İpek Yolu’nun Çin’den başlayarak Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaşması mümkün olacak.
  4. Projenin hayata geçmesiyle Türkiye ile Çin arasındaki ticari ve ekonomik ilişkiler çeşitlenecek, ülkemizin Çin’e ihracatında ve güzergah ülkeleri ile ticari ilişkilerinde hissedilir artışlar yaşanacak.
  5. Çinin ülkemize yatırımlarında önemli artışlar görülecek.
  6. Çin’den ülkemize yatırımlar çeşitlenecek, finans ve kültür alanında yatırımlar artacaktır.
  7. Çin parası Yuan’ın ülkemizdeki kullanımı ve ikili ticaretteki payı artacak.
  8. Türkiye ile Çin’in Orta Asya ülkeleri ile ticaret ve ekonomik teknik işbirliği alanlarında ortaklaşa faaliyetlere girişeceklerdir. Türkiye, Türki Cumhuriyetlerle ayrıcalıklı konumunu ortaya çıkararak İpek Yolu’nun gelişmesine belirgin katkılarda bulunacak.

 

Türkiye’nin ev ödevleri

Projede etkin bir şekilde yer almak ve ülkemizin stratejik konumunun getirdiği avantajlardan azami oranda fayda sağlamak ve kalkınmada ilerleme kaydetmek bakımdan Türkiye’ye düşen ev ödevlerini şöyle sıralayabiliriz...

  1. Öncelikle Türkiye ile Çin arasında karşılıklı güveni artırıcı önlemlerin alınarak uygulamaya geçirilmesi
  2. Bölgesel güvenlik ve terörle mücadele konularında iki ülke arasında somut işbirliğine gidilerek uygulamaya geçilmesi
  3. 100 milyar dolar sermaye ile kurulan ve ülkemizin de hissedar olduğu Asya Altyapı Kalkınma Bankası’nın (AAYB) finansman imkanlarından en iyi şekilde istifade etmeye yönelik hazırlık yapılması.( Bankanın, 2015 yılsonunda faaliyete geçmesi bekleniyor ve yılda 15 milyar dolar finansman katkısında bulunması öngörülüyor).
  4. Çin’de faaliyete geçen 40 milyar dolarlık İpek Yolu Fonu’ndan faydalanma imkanlarının araştırılması ve uygun projeler hazırlanması
  5. İpek Yolu güzergahı üzerindeki kültürel varlıkların ortaya çıkartılarak turizm açısından değerlendirilmesi, bu bağlamda Çin tarih ve kültüründe önemli bir yere sahip olan kervansarayların restore edilerek turizme kazandırılması imkanlarının araştırılması
  6. İpek Yolu güzergahı üzerindeki şehirlerimizin bağlı bulundukları Kalkınma Ajansları vasıtasıyla ekonomik, kültürel ve sosyal projeler üreterek bunlara finansman sağlanması için AAYB, Unesco, Dünya Bankası gibi kurumlarla ortaklaşa çalışma imkanlarının araştırılması
  7. Projenin tek elden yönetimini ve verimliliğini artırmak bakımından Çin’de Devlet Konseyi yapısı altında faaliyet gösteren İpek Yolu Araştırma Enstitüsü gibi bir çatı kuruluşunun oluşturulması ve bu konudaki eşgüdümün tek elden koordine edilmesi.
  8. Oluşturulacak bu yapının Çin’deki benzer kuruluşlarla organik bağlar kurması
  9. Türkiye’deki projelerin finansman ihtiyacını çözmek üzere bir fon oluşturulması ve bu Fon’un devletin katkısı yanı sıra özel sektör ve hatta kişisel yatırımcıların katılımına da açık bir yapıda faaliyete geçmesi
  10. Ve Merkez Bankası döviz rezervlerinden 2-3 milyar dolarlık bir sermaye ile Türkiye Yatırım A.Ş. kurularak İpek Yolu güzergahı üzerindeki yurtiçi ve yurtdışındaki proje ve varlıklara yatırımda kullanılmasını sayabiliriz.