Turkishtime AR-GE 250


Sanat ekonomisi... “Yaşamla ilişki kuran eserler kalıcı olur”    

Barış Soydan

Çağdaş Türk resminin önemli isimlerinden Ahmet Umur Deniz, hangi eserlerin kalıcı olacağı  sorusunu böyle yanıtlıyor…

1960'ta Van'da doğan Ahmet Umur Deniz, 1980'de Devlet Güzel Sanatlar Akademisi, Yüksek Resim Bölümü Neşet Günal Atölyesi'ne öğrenci olarak girdi. 1985 Mimar Sinan Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi'nden mezun oldu. 1990'da araştırma görevlisi olarak girdiği Güzel Sanatlar'da halen yardımcı doçent olarak görev yapıyor. Deniz'in kişisel sergilerinden sonuncusu “Büyük İnsanlık” 2011'de Karşı Sanat’ta sanatseverlerle buluşmuştu...

 

En çok neyin resmini yapmak isterdiniz?

Çalışmalarımı daha çok tematik bağlamda oluşturuyorum. Tanıklıklarım, toplumsal olaylar bana resimsel malzeme oluşturuyor. Ele alacağım temanın içeriğiyle birlikte duygusu ve kompozisyon fikri düşüncemde oluşuyor. Bu fikrin resimsel ifadesinin oluşumu bazen yıllar alabiliyor. Nazım Hikmet’in “Şeyh Bedreddin Destanı" çok etkilendiğim bir edebi yapıttır. İmge dünyası bana zengin resimsel malzeme oluşturuyor, umarım bu düşüncemi gerçekleştiririm. Bir de "Sarıkamış Destanı" içeriği ve duygusuyla etkilendiğim resmini yapmak istediğim konudur.
Genç sanatçılara önerileriniz nelerdir?

Hakikat ve içtenlik önemli kavramlardır. Popülist ve güncellik dayatmaları, birçok sözde çağdaşlık içeren balon düşünceler albenili gözüküyor. İnsansızlaştırmayı dayatan ve insanı sanatın içeriğinden çıkaran anlayışlar güncelleşiyor. Sanat üretimi geleneklerin kültürel mirasını değerlendirip kişisel duyarlılığı ve dünya görüşünü dil üzerinden oluşturup form kazanmasıyla yapısallaşır. Kişi kendi iç kuyusuna inebilmeli, sürprizleri göğüsleyebilmeli. Doğanın verilerini değerlendirebilmek ve yaşamın içinde duyarlılık oluşturmak, en önemlisi de ressamın paletinin kurumamasının çok önemli olduğunu düşünüyorum.
Doğa ve sanat arasındaki ilişki hakkında düşünceleriniz neler?
Sanat geniş bir kavram. Resim sanatı üzerinden düşüncelerim şöyle: Doğanın gerçekliğiyle resmin gerçekliği farklıdır. Doğa kendi sistemi içerisinde varlığını sürdürürken ressam doğadan
beslenip etkilenmeleriyle farklı bir gerçeklik oluşturur. Ressam bu imgeler dünyasında özgür alanlar yaratır. Yaşamın özgürlükleri sınırlandırıcılığına karşıt sanat özgür alanlar sunar. Duygunun formu sanatsal dilin zenginliğiyle çoklu okumalar sağlar.
Geleceğe kalacak resmin özellikleri sizce nelerdir?
Resim sanatının başlangıçtan günümüze kadarki süreçleri helezon biçiminde oluşur. Karşı çıkışlar bu dinamizmi sürekli kılar, yeni diye bir şeyin olmadığını, duyarlılıklar ve diller olduğunu düşünüyorum. Eskimiş-güncel, ileri-geri kavramları resim sanatının problemi değildir. Yaşamla, gelenekle ilişki kuran duyarlılıklar kişisel formlarını oluşturduklarında kalıcı olacaklardır diye düşünüyorum.