Turkishtime AR-GE 250


Yeni Cam Tavan "Queen Bee" mi?

Uzmanlara göre profesyonel iş hayatında tek kadın olma arzusu literatürdeki adıyla "Queen Bee" sendromu, giderek daha çok yaşanan bir sorun olmaya başladı. Aile şirketlerinde eğitimli, başarıya odaklanmış ve cesur kız çocuklarının yönetime ortak olma oranları büyüdükçe Türkiye'de de queen bee'lerin sayısının arttığı bilinen bir gerçek. Kız çocuklar yönetime gelirken, “Queen Bee” sendromu da daha sık görülüyor.

ABD Eski Dışişleri Bakanı Madeleine Albright bir sözünde der ki, "Cehennemde diğer kadınlara yardım etmeyen kadınlar için özel bir yer var." Profesyonel iş hayatı ile ilgili yapılmış araştırmalara şöyle bir göz attığımızda Albright'ın bu sözünün hiç de yersiz olmadığını, günümüzde pek çok şirkette hiç de azımsanmayacak oranda çalışanın queen bee (kraliçe arı) sendromu (QBS) yaşayan kadın yöneticilerle mücadele etmek zorunda kaldığını hatta, yöneticinin (kraliçe arı'nın) odasının bulunduğu koridorun bile bu kadınlara kapalı olduğunu görüyoruz. Hatta tüm dünyada en çok konuşulan filmler arasında gösterilen ve hikayesini Vogue dergisinin İngiltere edisyonunun Genel Yayın Yönetmeni Anna Wintour'dan alan The Devil Wears Prada filminde görmüştük. Miranda Priestly rolüyle Merly Streep ve onun genç asistanı rolündeki Anna Hathaway aslında tam bir queen bee hikayesi anlatıyordu. Peki nedir bu queen bee sendromu? Profesyonel iş hayatında zaten cam kafes ile karşılaşan kadın çalışanlar için kadın yönetici ikinci bir camdan kafes mi?

QBS, profesyonel iş hayatında, başarılarının verdiği pozisyon ve gücü kendilerinden sonra gelen kadın yöneticiler için kullanmayan güçlü ve başarılı kadın yöneticilerin gösterdiği refleksleri tanımlıyor.

Kim bu queen bee'ler sorusuna uzmanların çarpıcı cevapları var. Bazen bir anne, bazen kız kardeşler, bazen de şirkette önemli sorumlulukları üstlenen profesyonel kadın yöneticiler.

Aile şirketlerinde queen bee sendromu

Dünyada olduğu gibi Türkiye'de de ekonominin ana gövdesinin aile şirketlerinden oluşması, queen bee'lerle en fazla bu kurumlarda karşılaşmamıza neden oluyor. Özellikle son yıllarda Türkiye'deki aile şirketlerinde eğitimli, başarılı ve cesur pek çok kızın ebeveynleriyle birlikte yönetim katında, söz ve yetki erkini paylaşması ya da bizzat patron koltuğuna oturması, Türk iş dünyasında queen bee'leri tartışılmaya değer kılıyor. Çünkü özellikle aile şirketlerinde ve aile üyeleri arasında yaşanan QBS'nin yaşattığı gerilim şirketin geleceğini bir tehlikeye sokabilecek sonuçlar ortaya koyabiliyor.

Queen bee aile arasında yaşanırsa

Aile Şirketi Danışmanı Yard. Doç. Dr Ebru Karpuzoğlu bu mücadeleyi şöyle anlatıyor: "Profesyonel yaşamdaki QB'lerin hikayesinde güç savaşı, taraflardan biri kaybedip kovanı terk edene kadar sürer. Queen bee'lerle ilgili şöyle hikayelere rastlamak mümkün: Girişimcinin erkek çocukları değil de kız çocukları varsa; kız çocukları arasında takdir edilen, başarılı olan okul yıllarından başlayarak kardeşi tarafından kıskanılıyor. İş yaşamında aile şirketinin başına geçtiklerinde ise kardeşlerden biri diğerini ekarte etmek için çeşitli oyunlar kurguluyor ve bir savaş başlıyor. Tıpkı 'kraliçe arı'nın elindeki gücün farkındalığıyla konumunu ve statüsünü korumak için elinden geleni yapması gibi.

Bir başka hikayede ise genç yaşında çocuk sahibi olan anne ile büyük kızı arasında görülen rekabettir. Sözlerle ifade edilemeyen bu kıskançlık genç yaşta anne olan girişimcinin eşinin davranışlarında yani 'baba'da kendisini gösterir. Baba ve kızı arasındaki iş ilişkisi ve iletişim bozulup kraliçe arı kovanda yalnız kalana kadar bu savaş devam eder."
Türkiye'deki şirketleri analiz etmeden önce queen Bee'lerin geliştirdiği reflekslerinin nedenlerine göz atmakta fayda var.

Neden queen bee sendromu?

Queen Bee Sendromu'nu tetikleyen pek unsur olabiliyor. Araştırmalar da gösteriyor ki, Queen Bee Sendromu kişi, kurum kültürü hatta çevresel şartlarla değişkenlik gösterebiliyıor ya da şekilleniyor. EgonZhender Yönetici Ortağı Murat Yeşildere neden queen bee sorusuna farklı açılardan cevaplıyor: "En iyi niyetli açıklamalardan biri, güçlü kadınların diğer kadınların önünü açmamasının ardında 'adil olmama' endişesi olduğu yönünde. En kötü niyetli açıklama ise güçlü kadınların, kendilerine rakip yaratmak istememesi yönünde. Bunların dışındaki sebeplerden biri ise 'farkındalık' eksikliği ile ifade edilebilir. Bunu 'Ben yaptım, onlar da yapabilir' umarsızlığı olarak da tanımlamak mümkün. Özetlemek gerekirse niyetin iyi ya da kötü olması yahut farkındalık eksikliği güçlü kadınların organizasyonlarında üst düzey rollerde kadınlara destek vermemesine neden oluyor ve bunun mazareti sebebi her ne olursa olsun, bence sonucunu değiştirmiyor."

Türk şirketlerinin queen bee'leri

Aile şirketlerinde genel eğilim, aileden güçlü bir kadın figürünün yönetimde olması. Bu durum queen bee'lerin ortaya çıkmasına neden olabiliyor. Dış dünyaya yansıtılmaması konusunda son derece hasas davranılsa da pek çok Türk aile şirketinde benzer sıkıntıların yaşandığı biliniyor.

Kız kardeş sayısnın birden fazla olduğu büyük aile gruplarının iştirak şirketlerin hemen hiçbirinde yönetici pozisyonlarında kadın çalışan olmaması önemli bir gösterge. Benzer şekilde yönetim kurulu başkanlığı koltuğunda güçlü bir kadın portresi çizen gruplarda da üst düzey kadın yönetici bulmanın imkânsıza yakın olması QBS'nin Türk aile şirketlerine uzak olmadığını gösteriyor.

Türkiye'de QB'lere en çok kadınların yoğun çalıştığı eğitim, sağlık gibi sektörlerde rastlamak mümkünken şirketlerde ise insan kaynakları, halkla ilişkiler gibi departmanlarda daha yoğun karşımıza çıkıyorlar. Rakip istemiyorlar çünkü Dünyaca ünlü seksolog ve sosyolog Prof. Dr. Shere Hite, ünlü 'Hite Raporu' serisinin son kitabı olan 'The Hite Report on Women Loving Women / Kadınları Seven Kadınlar Raporu'nda günümüz toplumunda her alanda mükemmmel olması beklenen kadınların birbirleriyle rekabete sürüklendiklerini belirtirken, "Son yıllarda bu durum ciddi bir probleme dönüştü." diyor ve devam ediyor, "Kadın yöneticiler erkekler kadar ciddiye alınmıyor. Kadın çalışanlarına yumuşak davrandıklarında da hemen bir arkadaş ortamı oluşuyor ve otoriteleri yok oluyor. Bu yüzden de erkek yöneticilere nazaran daha sert davranmak zorunda kalıyorlar. Kadınlar birbirine destek verdiğinde, erkek iş arkadaşları ve yöneticileri tarafından 'feminist' diye damgalanıyor, dışlanıyor ve kendi kariyerlerini de tehlikeye atıyorlar. Bu yüzden de iş ortamında kadınlar hemcinslerini kollamıyor."

Anne edasıyla çocuklarının yükselmesinden gurur duymalı
İnci Holding Yönetim Kurulu Başkanı Perihan İnci

Bizim evde anne ve kızları olmak üzere altı kadın vardı. Aile anayasamız her birimize eşitlik sağlıyor. Üreterek yönetmek hepimizin hakkı. Bu nedenle tek kadın olma arzusunun nasıl olduğunu ve nasıl sonuçlar yarattığını çok da bilmiyorum. Biz, kurucumuzun hepimize miras olarak bıraktığı değerlerle, kurumsallaşmamızı bugünkü noktaya getirdik. Nihayetinde QBS, profesyonel yaşama ait bir kavram. Kurumsallaşmak, profesyonellikte en tepede olmak, bunun önüne geçmediği gibi bu sendromu besleyebilir. Bu nedenle bu sendromu yaşamamak için insanın kendi içgörüsüyle kendisiyle ve etrafındaki diğer kadınlarla barışık olması gerekiyor. Bu nedenle anne olalım ya da olmayalım, kadın yöneticiler olarak içgüdülerimizde yer alan anaçlığı profesyonel yaşamda sakınmadan kullanarak herkesi kucaklayan, yeri geldiğinde tatlı-sert olabilen bir yönetim tarzı benimsemek gerekiyor. Bir anne edasıyla çocuklarının günü geldiğinde ya da gerektiğinde öne geçip yükselmesinden gurur duyan yöneticiler olmalı kadınlar.

Böyle etiketleri medya ve erkekler seviyor
OneWorld Consulting Ortağı Tim Bright 

Türkiye'de sanıldığı kadar çok Queen Bee yok. Ayrıca onlara atfedilen vasıflar erkekler arasında da sıkça görülebiliyor. Bu tip söylemleri 'medya' ve 'erkekler' seviyor bence. Bu konuyla ilgili yapılmış çalışmalar olduğunu da biliyorum ancak benzer durumdaki erkek yöneticilere bu tip etiketler yapıştırmıyor, hatta konuşmuyoruz. Kadınlar söz konusu olduğu zaman bu konuları konuşuyoruz. Kadınlara QB dersek erkeklere ne isim vereceğiz? Bir yanıyla seksist buluyorum bu tavrı. Amerika ve İngiltere'de yıllarca çalıştım. Çin'i de her daim takip ediyorum. Özellikle Amerika'da genel müdürlük pozisyonlarında kadınlar hâlâ çok dikkat çekiyor. Amerikalılar, söz konusu kadınlar olduğunda üstüne konuşmayı çok seviyor. Keza İngiltere'de de benzer. Oysa Türkiye'de üst düzey kurumsal hayatta kadınlar Amerika ya da İngiltere'deki meslektaşlarından daha şanslı. Sanıyorum bunda Cumhuriyet değerleri oldukça etkili. Çin'de komünist devlet yapısında, 'yeryüzünün yarısı kadınlar' anlayışıyla kadınlar ve onların iş yaşamının her alanındaki varlıkları çok önemseniyor. Özellikle son yıllarda üst düzey pozisyonlardaki kadın sayısı artıyor.