Turkishtime AR-GE 250


"Dijital Dönüşüm Gördüm"

Ali Güven

Günümüzün gözde kavramı biliyorsunuz ‘Dijital Dönüşüm’. 

‘Bir dijital dönüşüm gördüm’ başlığı aslında Cem Yılmaz’ın 20 yıl öncesindeki bir esprisinden kaynaklanıyor. Dersini çalışmadığı için bir kelimenin anlamını bilmeyen ve öğretmen tarafından bir cümle içinde kullanması istenen çocuk, durumu kurtarmak için  ‘ben .. gördüm’ diyor. Aslında kelimeyi bilmiyor ama cümle içinde kullanmış oluyor. Bizimkisi de o misal. 

Ali Güven

Ben bir bilgisayar mühendisiyim. Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nin 4 yıllık Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nün 3ncü dönem mezunuyum. 

Türkiye’de ve dünyada Bilişim’in (donanım ve yazılım) tüm evrelerini gördüm, şahit oldum. 

1994’de IBM’de laptoplarımıza ilk Internet tarayıcı olarak NETSCAPE(ilk adı MOSAIC idi) kurulduğu zaman kendimizi bedava bir şekerci dükkanına giren çocuklar gibi hissetmiştik hepimiz. 

Sonra dönüşüm başladı. Internet önce kişisel bir mecra idi. Sonra yavaş yavaş e-business kavramı geldi. Ve sonra her 10 senede bir yeni bir kavram ve o kavrama sahip çıkan markalar geldi, derken zirveye çıkan kimse gelen tehlikeyi göremedi ve yerinden oldu. Kısaca dijital dönüşümün yaptıklarını, yıktıklarını, yarattıklarını ve yok ettiklerini 25 yıldır soluksuz izliyorum.

Dediğim gibi konumuz ‘Dijial Dönüşüm’. Ya da plaza diliyle ‘Digital Transformation’. 

Dijital dönüşüm konusunda tüm tanımlamalar çok sıkıcı. Hiç birisi tam olarak açıklamıyor. Zaten bir tanım ‘Bilgi teknolojileri, İş süreçleri vs’ demeye başladı mı uykunuz gelir.  

Dijital Dönüşüm şudur: 

Yaptığımız veya henüz yapmadığımız aksiyonları, mobil ve internet yardımı ile yapmak. 

Yani özü iletişim. Bu kadar. 

Geçtiğimiz on yıllarda dijital dönüşüm önce ‘Digitization’ ile başladı. Yani kâğıt üzerindeki bilgileri veri olarak bilgisayara girmekle. Sonra uygulamaların dijitalleşmesine geldi sıra. 

Fakat ne zaman ki internet hayatımıza girdi o zaman artık o dijital veri, dijital uygulama ile dünyanın her yerinde kullanılmaya başladı. 

Ve son olarak da internet-telekom yakınsaması ile her şeyin ortasına ‘iletişim’ oturdu. 

Bugün artık dijitalleşme ne için kullanılıyor? İletmek ve İletilmek için. 

Alışveriş, seyahat, medya, konaklama, aklınıza ne gelirse hepsinde önemli olan verinin taşınması konusu. 

Veri yeni petrol diyorlar ya, iki yorumum var:

1) Petrol bitiyor, veri çığ gibi büyüyor 
2) Kendi başına duran verinin bir önemi yok. 

Yani tüm bilişim dünyası aynı yere doğru gidiyor. 3’lü katman :

VERİ UYGULAMA KULLANIM

Artık herkesin isteği aynı. Vatandaşının, müşterisinin hastasının, izleyicisinin 

a) Ne zaman nerede olduğunu ve ne yaptığını bilmek. (IOT)

b) Bu bilgiyi alıp toplamak, düzenlemek (Big Data). 

c) Sonra paternleri ortaya çıkarmak (Data Mining) 

d) Bu paternlerden akıllı sonuçlar çıkartmak, o akıllı sonuçlardan akıllı önermeler çıkarmak (AI) 

Bundan sonrası o verinin asıl sahibi kurumun iş kuralları ile ilgili. O altın değerindeki patern’ler ve önermeler sonucu o kurum,

  • Bu önermeleri sunar,
  • Bundan para kazandırır,
  • Tasarruf ettirir, 
  • Zaman kazandırır, 
  • Seçenekleri artırır, 
  • Hizmet verir,
  • Güvenlik sağlar, 

gibi gibi. 

Ve bunu en son en gelişmiş bilgisayar, yazılım, mobil ve internet teknolojileri ile maximum hızda ve minimum hata ile yapar. ( quantum computer ve blockchain)

IOT: Herşeyin internete bağlanarak veri yayınlaması ve uzaktan iletilecek veri ile davranış değiştirir hale gelmesi 

Big data : Normal yollarla analiz edilemeyecek kadar büyük miktarda veri.

Data mining : veri içindeki paternleri ortaya çıkarma

Artificial ıntelligence : İnsan aklını suni ortamda tekrarlamak. ( Fütürist’lerin robotlar dünyayı ele geçirecek geyiğinin baz edildiği konu)

Quantum computer : 1 ve 0 ile değil daha fazla status ile adreslenebilen ve programlanabilen bilgisayarlar. bit değil qubit ile çalışan hız ve kapasitesi çok yüksek

Blockchain : Verinin saklanmasını ve yenilenmesine yeni bir anlayış getiren yeni bir veri tabanı anlayışı.

Kısacası, eğer kavramları pratiğe indirip kullanım sahalarını da beşeri hale getirir isek, herkesin sahipleneceği heyecan veren gerçekler haline getiririz.

Son olarak: 

Peki biz ne yapmalıyız? 

Bakın en son G7 zirvesinde Trump’ın 1nci konusu 5G idi. Yani teknolojik bir yenilik (aslında bir devrim ama o konuya girmeyeceğim. ) dünyanın gidişatını öyle etkileyecek ki ABD Başkanı’nın ilk konusu. Çin korkusu nedeni ile. 

Ama biz bugün hala konvansiyonel ekonomi peşindeyiz. Dijital ekonomi peşinde değiliz. Dünyanın en büyük 10 şirketinin 7’si teknoloji şirketi. 5’i Amerikan, ikisi Çin’li. Teknoloji şirketi demek ‘patent’ demek, ‘ar-ge’ demek, ‘inovasyon’ demek.

Yapmamız gereken şu:  Bu konuyu her şirketin, her kurumun gündeminin 1nci sırasına alması lazım. Her şirketin anayasasının, her kurumun planlarının başında her süreci olabildiğince dijitalleştirmeyi koyması gerekiyor. Herkesin ar-ge’ye odaklanması gerekiyor. Kim ne yapıyorsa yapsın yıllık bütçesinin %5’ini ar-ge’ye ayırması lazım. Hiçbir şey için geç değil.

Hem üretici hem kullanıcı olarak dijital anlayışı önem sırasında birinci sıraya alırsak inanın her şey çok farklı olabilir.

Son alarak size dt konusunda birkaç hint vereyim:

1) Size diijital transformasyon konusunda bir ürün veya hizmet satmaya çalışan şirketlerin kendi süreçlerini bir sorgulayın. Kendisi bunu becerememiş şirket acaba size bunu nasıl yapacak?

2) Mutlaka ve mutlaka yapılacak olan işin yararı size ‘yarar’ olarak anlatılmalı. Yarara odaklanmak gerek. Şirketler için para ama kamu ve belediye için vatandaşın mutluluğu, sağlıyı, vatandaşın ve ülkenin güvenliği gibi.

3) Safhalı yaklaşımları önerenleri seçin. Bu konudaki en büyük hata bir hastaya 10 ameliyatı aynı anda yapmak.

4) Hangi konuda olursa olsun önce verinin sayısallaştırılması gerek. Başka yönden başlayan işi bilmiyor demektir.  

5) Tüm çözümlerini 5g gelince âtıl olmayacak bir iletişim altyapısına hazırlayan firmaları seçin.

Ali GÜVEN

TED Ankara Koleji ve ODTÜ Bilgisayar Mühendisliği mezunu olan Güven, meslek hayatını 1988’de girdiği IBM Türk’te satış mümessilliği ile başlayıp genel müdür yardımcılığı ile devam ettirdi. 1997-1999 yılları arasında 2 yıl Paris’te IBM EMEA Merkezi’nde Operasyon Direktörü olarak çalışan Güven, 2005’te IBM’den ayrılarak Logo Yazılım CEO’su oldu. 

2011 yılı ortalarında ise D-Smart’ın CEO’su olan Güven, şirketi hızla büyüten ve Türkiye’de internet televizyoncuğunu başlatan isim olarak adını ismini başarı alanına yazdırdı.  2016 yılı ortasında ise global bir stratejik danışmanlık şirketi Value Partners’a MEA Managing Partner’ı olarak Dubai’ye atandı. 

Daha sonra girişimciliğe yönelen Güven, 2 sene boyunca Türkiye’ye gelen yabancı fonlara telekomünikasyon ve medya konularında danışmanlık yaptı.

Güven, son olarak Mart 2019’da ise Taxim Capital vasıtası ile Netcad’in CEO’su olarak atandı.

Ali Güven dijital dönüşüm ve telekom-yazılım-medya yakınsaması konusunda alanının önde gelen isimlerinden birisi olarak tanınıyor.