ARGE250


Şirketlerin çalışanlara değil girişimcilere ihtiyacı var

Çelik Ören

Günümüzde işletmeler dinamik ve küresel piyasalarda bir adım önde olmayı, en yaratıcı çözümleri sunmayı, kullanıcılar için en iyi deneyimi tasarlamayı ve pazar hakimiyetini arttırmayı hedefliyor. 

Şirket yönetimleri tarafından geliştirilen AR-GE stratejileri, insan kaynakları yapılandırmalarındaki değişiklikler, yeni bakış açıları ile vizyon arayışları da hız kesmeden bu hedefleri beslemek için yürütülüyor. 

Görünürde yürütülen ve yakından takip edebildiğimiz tüm bu yoğun çalışmaya rağmen ülkemizdeki şirketlerin global pazardaki yerine baktığımızda çarpıcı sonuçlarla karşılaşamıyoruz. 

Global pazardaki gücü hem geçmiş hem de gelecek ile ilişkilendirebiliriz. Geçmiş ile ilgili olan kısım pazara ilk girenlerin hakimiyeti ile alakalıdır. Köklü geçmiş ve kültüre sahip firmalar sektörde yön belirleyici durumdadırlar. 

Bir karşılaştırma yapacak olursak dünya çapında mutfağı ve özgün lezzetleri ile ünlü ülkemizde, 1800’lü yıllarda kurulmuş köklü geçmişe sahip girişimlerimiz olmasına rağmen, 1940 yılında kurulmuş Mc Donald’s Şirketinin dünya çapındaki bilinirliğine ve 200 milyar Dolara yaklaşan piyasa değerinin çeyreğine erişebilen bir şirketimizi görememekteyiz. Benzer biçimde ülkemizin tarihi değerlerinden olan ve günümüze kadar önemini yitirmeden gelen kahveyi bile şimdilerde küresel zincir satıcılarda kasa önünde bekleyerek tadıyoruz. 

Global gücü gelecekle ilişkilendirmek için sıklıkla yenilikçi (inovatif) girişimlere atıfta bulunuruz. Geride kalan on yıl içerisinde küresel çapta büyük bir değişim gözlemlediğimiz inovasyon rekabetinde İsviçre, İsveç, Hollanda, Danimarka gibi ülkeler öncüler haline gelirken, ülkemiz dünya inovasyon sıralamasında ilk 50 içerisinde tutunma gayretindedir. Bu dönüşüm sürecinde Almanya, Çin ve Japonya gibi devler de hız kaybetmektedirler. İnovatif girişimlerin yarattığı piyasa değerleri geleneksel endüstrilerle farkı giderek açmaktadır. Örneğin hayatımıza son yıllarda giren Netflix’in piyasa değeri Mc Donald’s piyasa değerinden %50 fazlayken, Apple 3 triyon Dolar seviyesine yaklaşmaktadır. 

Dünya markaları yaratamamamızın birçok sebebini saymak mümkün ancak özellikle üzerinde durmak istediğimiz başlık işletmelerdeki atıl ve standart ‘Zihin Yapısı’, şirketin en önemli paydaşı olan çalışanların ve hatta yöneticilerin bakış açısının Girişimci davranış ve zihin yapısından uzaklığı. Girişimci gibi düşünen, hareket eden, işletmeyi ve tepe yönetimi zorlayan bireylerin eksikliği ya da yeterli etkinlikte olmayışı. 

Peki girişimci zihin yapısı ile vurgulamak istediğimiz özellikler neler?

  • Merak
  • Eleştirel bakış açısı
  • Esneklik
  • Strese Dayanıklılık
  • Yaratıcı ve Orijinal Düşünebilme
  • İş birlikçi olma
  • İletişim gücü
  • Hızlı Adapte olabilmek, değişime ayak uydurulabilme
  • Aktif öğrenme becerisine sahip olma 
  • Problem Çözme
  • Hata yapmaktan korkmamak 

Kısaca, geleceği tasarlayabilecek ve şekillendirebilecek enerji ve tutkuya sahip birey olabilmek. 

Ancak çalışanlar ve hatta şirket yöneticileri tarafından, bu rolde sadece şirketlerin kurucuları, ortakları ya da kurucu aile bireyleri görülmekte. Hatalı bakış açısı ve beklentiler burada başlıyor.  Şirketlerin, etkin büyümeyi ve gelişmeyi yakalayabilmesi için sadece kurucunun vizyonu ile değil yukarıda sıraladığımız özelliklere sahip çalışanların da benzer vizyona sahip olması gerekmektedir. 

Çünkü bugün iş yerlerinde standart bakış açısında sahip bireyler, verilen görevleri, uygun talimatların dışına çıkmadan yapmaya çalışırlar. Bu tip çalışanlar işlerini ve mevcut pozisyonlarını ellerinde tutma çabası ile buna bağlı olarak yaşam standartlarını, gelirlerini kaybetme korkusundan konfor alanlarının dışına çıkamazlar. Çıkan bireylerden ise rahatsızlık duyar ve onların çalışmalarını engellemek ya da görmezden gelmek yoluna giderler. Ülkemizde gençlere yönelik yaptığımız pek çok anket çalışmasında gençlerin güçlü özellikleri arasında “verilen görevleri yerine getirme” maddesini seçmesi işletmelerden çalışanlara aktarılmış bu yanlış kodun nasıl kalıtsal hale geldiğini göstermektedir. 

Girişimci zihin yapısına sahip bir birey ise sorumluluk almaktan kaçınmayacağı gibi, her zaman sistemde iyileştirilecek bir yer arar. Sorunun olduğu yeri aynı zamanda bir fırsat kapısı olarak algılar. Girişimci bireylerin bunu yapma amacı ve motivasyonu başkalarını memnun etmek değil kendi tutkuları ve kendisini gerçekleştirme isteğidir. Gelir elde etmek girişimci için geleceğini belirleyici rota olmadığı gibi kaynak yetersizliği de bir engel değildir. 

Standart bir çalışan elinde bütçe olmadığı durumlarda özel yaşamında da iş yaşamında da giderlerini küçültmeye yönlenirken, girişimci zihin yapısına sahip bir birey ise gelir kaynaklarını arttıracak yollar arar. Çünkü en başta da bahsettiğimiz gibi girişimci zihin yapısına sahip birey için amaç kendi hayallerini gerçekleştirmektir. 

Belki de en net örneği ile diyebiliriz ki, çalışanlar Pazartesilerden korkar ve bunu bir sendrom olarak tanımlar, Girişimciler için ise her Pazartesi’yi yeni bir fırsat, yeni bir başlangıç olarak görür. 

Peki iş gücümüz bu yetkinliklere sahip mi ya da yeni nesil bu yönde gelişiyor mu?

Maalesef… İşverenlerin %60’dan büyük kısmı teknik yeterlilik gereken iş pozisyonlarını doldurmakta zorlanırken yaklaşık dörtte biri mevcut çalışanlarını yetersiz buluyor. Bu rakamlar sektörler arasında değişim gösterirken, özellikle yukarıda değindiğimiz gelecek temelli şirketlerde bu sorun zaman zaman yurtdışından personel ithalatı ve/veya iş sürecinin yurtdışına aktarılması ile çözülüyor. İçinden geçmekte olduğumuz pandemi sürecinin olumlu bir katkısı olarak ülkemizde şirketlerin önemli bir kısmının dijitalleşme ve otomasyon sistemlere geçişi hızlandırdığını, çalışanlarına yapacakları yatırıma daha fazla önem vermeye başladığını gözlemliyoruz.  

Ancak teknik yeterliliği arttırmak ile zihin yapısını değiştirmek birbirinden oldukça farklı ve yetişkin bireylerde bu oldukça zor, hatta neredeyse imkansız. Eğitimlerle ile çalışanlarımızın teknik donanımlarını arttırabiliriz, çalışma yapılarındaki değişiklikler ile de verimliliğin seyrini olumlu yönde geliştirebiliriz ancak bunu zihin yapısını değiştirmek için söylememiz oldukça zor. 

Bir bireyin gelişiminin doğumu ile birlikte başladığı düşünülürse, bizlerin de bu zihin yapısına sahip bireyler için ana okulu çağında bu gelişim yolculuğunu başlatmalıyız. Çocuklarımız hayatlarının her alanında önceliğin para değil kişisel değerler, kendine inanç ve toplumu refaha götürebilecek tutkulara sahip bireyler olarak yetiştirmeli.  

Ülkemizde işletmelerin de hem kendi sürdürülebilirlikleri hem de ülkeye sağlanacak fayda odağında gençler ile yapılacak çalışmalara daha çok ağırlık vermeleri ve yeni nesil ile iş birliği içinde çalışmaları kritik.

Çünkü yeni nesli tanıyan bir işletme, hem şirket içi dinamikleri gençlerle tasarlama fırsatı bulacaktır hem de gençlerin dinamik, yaratıcı, yeni teknoloji kavrayışı ve adaptasyonu yüksek zihin yapısından beslenme imkanına sahip olacaktır.

Bunun da en kolay ve etkili yolları arasında gençlerle daha sık fikir alışverişinde bulunacakları etkinlikleri arttırmak, tersine mentorluk aktivitelerini şirket kültürünün bir parçası haline getirmek ve şirket içinde fikir geliştirilmesi ve fikirlerin hayata geçirilmesi noktasında kesin ve yapılandırılmış bir şirket kültürü inşa etmeyi sayabiliriz. 

Ülkemizin global ekonomide ön plana çıkmasını sağlayacak işletmelerimizin en büyük güç kaynağı çalışanları ve gelecekte birlikte yol alacakları gençlerimiz. Bu sebeple işletmelerimizi gençlerle iç süreçlerde daha çok birlikte yol almaya ve bugün de yarın da daha büyük etki yaratacak değerlere imza atmak için gençlere yatırım yapmaya davet ediyorum.  

Çelik Ören, 1988 yılında Mars Çikolata şirketinde iş hayatına atıldı ve 2009 yılına kadar Mars Çikolata, Sezginler Holding, Obaçay, Ten İç Giyim ve Esaslı Gıda AŞ gibi önemli gruplarda üst düzey yönetici olarak görev aldı. 2005 yılında ilk girişimi Benim Mağazam ile Türkiye’nin katalogla doğrudan iç giyim satışı yapan ilk şirketini hayata geçirdi. 2012’de Türkiye’ye Fintech alanında bir ilki daha kazandıran Ören, ön ödemeli kart sistemi İninal’ı kurdu ve bu girişimi ile “Global Endeavor Girişimcisi” seçildi. Ören, 2015’te de KOBİ’ler ve bireylere, özel yazılım ile kredi & sosyal skorlama yapan Kredico’yu hayata geçirdi. 30 yıllık kariyerini yönetici, girişimci, yatırımcı, mentor olarak “her zaman üretmek ve fayda yaratmak” misyonu ile sürdürüyor. Ören, Ekim 2018’den itibaren Genç Başarı Eğitim Vakfı’nın başkanlığını yürütüyor.