Turkishtime AR-GE 250


Gıdada Sürdürülebilirlik ve Coğrafyamızın Değeri

Türkiye Sürdürülebilirlik
İzzet Selçuk Şağban

Türkiye Cumhuriyeti’nde, tarım ve hayvancılık kalitesi son yıllarda ciddi bir şekilde artmaktadır. Sürdürülebilirliği sağlamak için eksikliklerimizi tamamlamamız durumunda tarımsal gelirler açısından dünyada ilk 5’e girmemiz ve milli ekonomiye daha büyük katma değer sağlamamız içten bile değildir.

2000 yılında 35 milyar TL olan tarımsal gayrisafi hasılamız, 20 yıl sonunda 200 milyar TL’ye ulaşmış durumdadır. Bu dönemde 3,5 milyar dolar olan tarımsal ürün ihracatımız 17 milyar doların üzerine yükselmiştir. Türkiye’nin toplam ihracatı içinde yüzde 10’un üzerinde bir paya sahip olan bu rakam bizler için çok değerlidir. Ayrıca son dönemde birim ihracat fiyatımız artmaya devam etmekte olup; tarım sektöründe 1.07 dolar / kg fiyatla satış yapabilir duruma geldik. Ancak bu ortalamayı en az iki katına çıkarmak sektörün boynunun borcudur. Çünkü “Sürdürülebilirlik eşittir katma değerdir.”

Ülkemiz fındık, kiraz, incir, kayısı, ayva ve nar üretiminde dünyada lider konumdadır. Ayrıca nohut, salatalık ve karpuzda dünya ikincisi konumunda bulunan Türkiye; domates, mercimek, patlıcan ve yeşilbiberde üçüncü sırada yer almaktadır. Avrupa’da satılan her üç balıktan bir tanesi Türk balığıdır. Bu örnekleri çoğaltmak bizim elimizdedir.

Tarımda tüm paydaşların sanki bir vatan savunması yapıyormuşçasına mücadele verip kendini buna adaması; bu alandaki üretimin ülke ekonomisine sağlayabileceği katkılar nedeniyle önemlidir. Çünkü 7 milyarı aşan dünya nüfusuna karşın gıda ihtiyacının karşılandığı tarım sektöründe ekilebilir araziler nüfus ihtiyacı oranında artmadığı gibi, tam tersine şehirleşme/imar, erozyon ve iklim değişiklikleri gibi çeşitli nedenlerle azalmaktadır.

BM Gıda ve Tarım Örgütü tahminlerine göre 2050 yılına kadar dünyada gıda talebinin bugüne oranla yüzde 70 artması beklenmektedir.

Gıdada sürdürülebilirlik için neler yapılmalıdır sorusuna ise; sektör ne diyor diye baktığımızda aşağıdaki konuları sıralamak mümkündür:

Lütfen sektör temsilcilerinin ne dediklerine odaklanalım:

* Arz talep dengesini sağlamak ve piyasadaki spekülatif hareketlerinin önüne geçmek bu vesileyle hem üreticiye  hem de nihai tüketiciye güven operasyonu oluşturmaktır.

* Özel sektör kooperatifçiliği, lisanslı depoculuk ve ihtisas borsacılığı sistemine ivedilikle işlerlik kazandırılması gerekliliktir.

* Tarım havzaları üretim ve destekleme modeli kapsamında desteklenecek ürünler oluşturulmalıdır. Örneğin prestige ürünlerimiz incir ve kayısı gibi…

* İlgili bakanlıkların prosedürlerinin daha yapıcı ve kolaylaştırıcı olması gerekmektedir.

* Geleneksel ihracat pazarlarımızdan uzaklaşıp; Asya, Asya Pasifik, Çin, Güney Kore, Japonya ve Hindistan gibi ülkelerde pazarlama stratejileri oluşturmalıdır.

* Serbest ticaret anlaşmaları veya ikili ticaret görüşmelerinde de ülkemiz menşeli ürünlere yönelik gümrük vergilerinin düşürülmesi sağlanmalıdır.

* Tüm paydaşlar olarak kısa orta ve uzun vadeli stratejik planlar yapılması gerekmektedir

* Ticaret Bakanlığı ve Gıda, Tarım ve Orman Bakanlığı ile birlikte sektörün her iki ayda bir maksimum iki veya üç gündem maddesini geçmeyecek ortak akıl toplantıları yapması sürdürülebilirlik için elzemdir.

*Arge ve inovasyon çalışmalarına ağırlık verilmelidir.

* Yıllardır makalelere konu olan ama bir türlü gerçekleştiremediğimiz marka kültürü öne çıkarılmalı, private label ve dökme işinden uzaklaşılmalıdır.

* Yurt dışında özel oluşturulacak tarım müşavirliği ekiplerinin hazırlayacağı raporlar doğrultusunda alıcı pazarlardaki tüketim trendleri yakından takip ederek,  ürünlerimize fonksiyon kazandırılmalıdır.

* Organik, vejetaryen ,vegan ve helal konvansiyönel ürün çeşitlenmesi yaparak pazarlama ağımız güçlendirmelidir.

* Sağlıklı ürün trendinin her gün moda olduğunu unutmamalıyız bunlara göre farklı yöntemler ile ürün üreterek; ülke odaklı, ürün odaklı ve tüketici odaklı hedefe gitmeliyiz.

Son olarak; değerli bir sektör temsicimizin şu sözleri ve aşağıdaki video ile yazımı tamamlamak istiyorum.

“Dünyanın nerede olduğunu çok iyi gözlemlemeliyiz. Bu çerçevede de bulunduğumuz coğrafyanın zenginliğini bilmek ve coğrafyanın bize verdiği  enerji ile hedefimize kilitlenmek zorundayız.”

İzzet Selçuk Şağban
Yönetim Danışmanı