Turkishtime AR-GE 250


Neden pazara giremedik?

İzzet Selçuk Şağban

Leapold’ün ülkesi Zahire!

Yıl 2008, 1500’lerde Portekiz’lerin kolonileştirdiği; 60 yıl Belçika kralı Leopold’ün yönettiği, sonrasında ağır acıların yaşanmaya devam ettiği; halkın ebola ve AIDS ile yaşamayı öğrendiği, 2019 istatistiklerinde dünyanın en büyük yer altı değerli maden rezervlerinden birine sahip, dünyadaki en ilginç ve evrimciler tarafından insana en çok benzetilen maymun türlerinin olduğu ama dünyanın en fakir beş ülkesinden biri konumundaki Demokratik Kongo Cumhuriyeti (Kongo Demokratik Cumhuriyeti) eski adı ile Zahire ve başlıktaki adı ile Leopold’ün ülkesi Leopoldville daha önce ülkemiz tarafından resmî ticaret heyetin hiç yapılmadığı ülkeye yönelik yaptığımız ön inceleme heyetini anlatacağım; bu bir heyet hikayesi değil; sonuçları itibari ile ders çıkarmamız gereken önemli bir tecrübedir.

Dışişleri ve bakanlık heyetinden önce; hızlı yapılması gereken bir ön inceleme olduğundan; ilk uçakla buradan Güney Afrika Cumhuriyeti’ne oradan daha önce hiç adını duymadığım; şu an nerede ise tüm uçakları düştüğü için artık olmayan Hewa Bora Airways ile Lubumbashi aktarmalı başkent Kinşasa uçuşu ile Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ne vardık. (Şu an Türk Hava Yolları direkt uçmaktadır.) Lubumbashi aktarmasında uçak bir ormanın içine, ağaçların altında bekleyen yolcuların yanına indi. Bekleme süresinde uçaktan inip etrafa bakarken, resmî bir tören yapıldığını görünce fotoğraf makinesi ile çekim yapmaya başladım. Askerler koşarak üstüme geldiler (Afrika’da hala fotoğraf çekerken 3 kez düşünmeniz gerektiğini o gün orada öğrendim.) refleks olarak uçağın içine kaçtım, askerler uçağa binip fotoğrafları silmemi istediler. Araya sonrasında bize ön heyet sırasında mihmandarlık yapan Türk ve Fransız vatandaşı Alcatel mühendisi Selami Mordeniz  girdi. Askerler fotoğrafları sildirip (silemedikleri son fotoğrafla bende indiler. Daha kötüsü ne olabilir diye düşünürken, Kinşasaya inip dışarı çıktığımda gördüğüm sefalet ve kargaşa karşısında ilk hissettiğim şey geri dönmek oldu. Ama bu bir görevdi ve bu ülkeye hizmet herşeyden önce gelirdi. 

Lubumbashi Havalimanı – Demokratik Kongo Cumhuriyeti

Bir tane beş yıldızlı oteli olan, suyu nehirden çekildiği için Fransız markalı şişelenmiş su İle banyo yapılan, akşam attığınız e-postanın sabaha karşı gittiği bir internet ortamının olduğu bir otel; heyetin görüşmelerine başlıyoruz; 1972 yılında açılan Büyükelçiliğimiz bizi yönlendiriyor; amacımız Türkiye’den gelecek özel sektör heyetine ikili iş görüşmesi alt yapısı oluşturmak; ne mümkün duyuru yapacak televizyon yok; radyo Lingala yerel dilinde, gazete var mı var; elle basılıp sokakta üzerine taş konularak satılıyor; kara kara düşünürken nasıl tanıtım yapacağımızı; trade promotion office (ticaret geliştirme bürosu) olduğunu öğreniyoruz. Randevu alıyoruz Yerel otorite ve siyahi yöneticileri beklerken içeri sarışın mavi gözlü Belçika’lılar giriyor; hoş geldiniz Türkiye Cumhurbaşkanı Heyeti konusunda size her türlü desteği vereceğiz dedi; ben hala olayın tuhaflığı karşısında şaşkınlık içinde iken adamlar son vuruşu yaptılar; siz Safeviler İle savaşırken biz burada idik; şimdi gelip elinizi sallayarak Pazara girmeniz çok zor; 10 sene sonra konuşalım sadece donmuş tavuk satabilirsiniz dedi. (Aradan geçen 11 yıldan sonra istatisitiklere dün trademap den baktım tekrar; ki biliyorum ne çıkacağını sadece ülkeye 35 milyon dolar ihracatımız var 8 milyon dolarda ithalatımız; evet büyük bölümü dondurulmuş tavuk, bakliyat, makarna, tuz...) Ülke fakir kişi başı gelir yıllık 450 dolar buraya ne satılırki diyebilirsiniz ama kazın ayağı öyle değil; ülkenin 7 milyar dolar ithalatı var yıllık; 1.2 milyar dolar Çinliler; 500 milyon dolar Belçikalılar; ülkeden çıkardıkları elmas ve değerli madenlerin ise rakamları belli değil. Heyetin alt yapısı tamamdı; Heyeti beklerken ülkemizden 10 larca şehidimizin haberi ve sayın cumhurbaşkanın Heyeti iptal ettiği haberi geldi. (Heyeti iki yıl sonra 2010 yılında yaptık ) Bize de hemen dönün dediler; meşhur Hewa Bora dönüş uçağı 2 gün sonra idi. Havalimanına gittik o da ne Air Brussels ve Air France Kinşasa- Paris- Brüksel uçuşları dolmuş gibi çalışıyor. Paris aktarmalı Türkiye’ye dönüyoruz. İki gün sonrasında döneceğimiz uçakta bize mihmandarlık yapma nezaketi gösteren Selami Mordeniz var ve uçak düşüyor (http://www.turkiyeturizm.com/cebimdeki-paralar-kurtardi-10591h.htm) kurtulan 10 kişiden biri; bizde ölenler arasında (bileti iptal etmediğimizden uçaktayız sanılıyor.)

Bu seyahat sonrasında bu ülkeye yapılan tüm heyetlerde, ziyaretlerde Bakanlık beni görevlendirmiş olup; en son gittiğimde oralarda doğup büyümüş gibi hissetmeye başlamıştım. 

Basına yansımayan Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin çok eski değil; Türk Havayolları ile son yaptığı resmî delegasyonun nedeni ben de kalsın şimdilik; ülkeye alınmadığı, arkadaşların kötü muamele gördüğü ve heyetin deport edildiğini de yazmadan geçemedim. 

Sözün özü, geçen haftaki yazımda her pazara girebilme yetimiz var dedik ama pazara girmek için önce satır aralarını iyi okumak, oyunu kurallarına göre oynamak; sabırlı ve ısrarcı olmak gerekir. İstatistik vererek, potansiyel sektörleri sıralayarak; elinizi kolunuzu sallayarak pazar’a giremezseniz. 

Selçuk Şağban
Yönetim Danışmanı